<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488</atom:id><lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 16:10:13 +0000</lastBuildDate><title>Hikaye</title><description></description><link>http://www.hepsihikaye.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (ex)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>732</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-315194428469477756</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:10:13.481-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>sigaramın dumanı</title><description>SÖZ VERMİŞTİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sen bitirdin beni birde kara bulutlar gibi üstüme çöken sigaramın dumanı. Bir sen vardın benim için birde ben. Ağlıyordu kalbim, göz göre göre ona acı çektiriyordum. Beynimi kemiren binlerce soru ve çözümünü bulamadığım biçareliklerle sabahlara ulaşmaya çalışıyorum. Tek başımayım lanet olası küçük ama beni &lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;yeterince boğacak kadar büyük bu aptal dünyada. Ben henüz kendime yetemeyecekken aniden kapıyı bile çalmadan hayatıma giren beni melânkoli eden bu şeyde nereden çıktı? Kendime bile değer vermezken nasıl olurda başkasını sevebilirdim? Nasıl olurda her şeyimle ona bağlanır ve vazgeçemezdim? Fedakar olmanın bile ne demek olduğunu bilmeden her şeyimden vazgeçebiliyordum? Bütün gece gözüme uyku girmeden yıldızlarla dertleşip aya bakarak senin gülen masum gözlerini bir kez daha hayal meyal görebiliyordum? Söylesene nasıl olurda ben hala sorularıma cevap bulamazken; sen benden uzaklaşıp dönülmeyecek ufuklara gittin? Hani söz vermiştik her şeyi ama her şeyi beraber yapacaktık? Ölüme bile beraber gidecektik? Küs olsak bile sözümüzü tutacaktık? İşte paketimdeki son sigarayı da yakıp dumanını tekrar tekrar içime çekiyorum. Belki ay gene seni bana gösterir ve ben son kez seni sevdiğimi buğulu cama yazarım. Hani sigara içmeme kızardın ya bende söz bu son derdim işte son sigaramı da söndürdüm şimdi. Dışarıda yağmur yağıyor ve hafiften rüzgar var. Ağlamıyorum. Sadece beklemeni istiyorum. Rüzgar söz verdi yağmur diner dinmez beni yanına çıkartacak. Canımdan vazgeçmiyorum canıma gidiyorum. Bekle beni. Unutma biz söz verdik. Söz verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana söz verdim aşkım bu gece içmeyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana söz verdim aşkım canımdan geçmeyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana söz verdim aşkım sözümü tutacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unut gitti deseler bile ben senin kalacağım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-315194428469477756?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/sigaramn-duman.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-2419896938582426768</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:09:26.241-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>adate havada ucuyordum</title><description>merhaba ben 18 yasinda almanyadan yaziyorum. bir yaz yine trye izine gitmisdim annanemin yeni kiracilari tasiniyordu onunda yakisikli bi oglu vardi cok hoslanmisdim ama belli etmedim almanyaya geri döndüm umut yani o cocuk annaneme beni sorup duryormus ve asik oldu bana 4 senedir seviyor beni ilk zamanlar onu &lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;takmiyordum yazdigi msjlara geri cvp vermek istemiyordum ama neolduysa bu yaz oldu ona deli gibi asik oldum söz verdik evlencez diye yeminler etmisdik bütüna ailemiz biliyodu ve onayliyodu annesi beni cok seviyodu bende annesi bi tek kanatlarim ekisdik adate havada ucuyordum...yazlari 6 hafta kaliyordum hergün birlitkeydik sabah gelip beni uyandiruyodu gece yüzüme bakrak uyutuyodu beni ve hasretlik almanyaya döndügümde ikimzde agliyoduk hickira hickira senede iki sefer izine gidiyordum sadece onun icin ve bizden mutlusu yokdu cocugumuzun adi bile hazirdi ne o bensiz nede ben onsuz yapabiliyorduk hergün askimdan hasretlikden agliyorduk ikimizde..ama simdi BITTI!!msnimden girip 15 yasindaki cocugu kiskandi ve ÜNI hayatina girdiktn sonra degisdi beni terk etti köpek gibi yalvardim sensiz yapamam diye ama ayrildi bugün tam 2 hafta oldu hergün agliyorum hergün icim yaniyor hergün güzel günlerimiz gözümün önüne geliyor...senden nefret ediyorum dedi bana ama inanamadim bende sogumak icin kendi kendime nefret etmek istiyorum ama olmuyor akisna ona dahada cok baglaniyorum bu aciyla nasil yasicam bilmiyorum artik o yok hayalim herseyim yok hayatimin anlamiyidi hayallerimi sülüyordu nereye gitsem evlenince söyle böyle yapariz diye hayal kuruyodum simdi baglantimiz kopru 2 haftadir görüsmüyoru ama ben onu hala deli gibi seviyorum oda beni seviyor biliyorum...allahimdan tek dilegim bana tekrar dönsün onu cok seviyorum eger o olmasza evlenmem ölene kadar onu sevicem onu severken baska birisyle evlenemem hayatim boyunca onu beklicem gelmesede hayaliyle yasicam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERSEYiMSiN SÖZ VERMISDIK ASLA ELLERIMIZI BIRAKMICAZ BIRLIKTE ÖLCEZ DIYE SIMDI NE OLDU ???:(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-2419896938582426768?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/adate-havada-ucuyordum.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-4727658827310837398</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:08:39.891-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>1 şubat</title><description>Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, ve bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan aşkım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem ben seni kime vazgeçerim? Kimse senin gözlerindeki sıcaklığı vermiyor, kimse vermiyor sendeki o güzel kokuyu, kimse hissettirmiyor senin gözlerindeki ışıltıyı, hayali, kimse bakamıyor senin baktığın gözlerle bana, kimse senin dokunduğun hatta vurduğun gibi vuramaz bana, kimse tutmuyor senin ellerinle, kimse sarmıyor senin gibi kollarıyla, kimse ama kimse sendeki aşkı bana vermiyor. Ben sana mecburum, sonu olmasa dahi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana soruyorum? Yakışıklı değilim, çok zeki değilim ama aşkım yetmez mi sana? Neden ben değil de seni sevmeyen bir başkası ya da benim kadar değer veremeyen birisi. Neden? Şunu unutma; Kırmızı güllere ulaşmak isteyenler ayakları altında ezilen papatyaların farkına varamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman neden ben değilim, neden başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? Neden ben değilim Allah'ım? Sebebi ne? Neden Allah'ım neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana tapıyorum anlıyor musun? Sana tapıyorum? Neden sanıyorsun sizin her bayram gelişim? Neden sanıyorsun hep başka konular arayışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben senin sevgilin olduğunu duydum rüyamda. Ben bunu duyunca içimdeki tüm gözyaşlarını o an çıkarmak istedim. Sağır olmayı istediğim bunu duymayayım diye, bugün olmasın istedim bu olayı yaşamayım diye, Kör olmak istedim seni hiç görmeyeyim diye, kalbim olmasın istedim sana hiç aşık olmayayım diye, hislerim olmasın istedim senin kokuna, sıcak tenine alışmayaydım diye. Senin olmamak istedim, sana hasret kalmayayım diye. Gözlerim karardı hiç abartısız o an? Rüyam bıraksa sonsuza dek öyle kalırdım. Rüyayı hep seninle kurardım. Hep ikimiz olurduk, hep seninle olurduk, kötü kalpliler aramıza girmeye çalışır ama ben hep mani olur buna izin vermezdim. Her şey senin istediğin gibi olurdu. Bir tek aşkımız ortak. Sana adardım her şeyimi. Seninle senin kadar güzel, senin kadar iyi, senin kadar güzel gözlü, senin kadar …. Bir bebeğimiz olurdu. Ama neyse ki, hatta maalesef annem beni rüyamdan erken uyandırdı. VE GENE SANA KAVUŞAMADIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem sana kıyarım hem kendime? Ölümü dahi göze alırım sensin hayat zaten ölüm bana? Bunlar şaka gibi geliyor ama ben sana kıyamam …. Kıyamam sana biliyorsun. Aşkım beni dağlasa da, aşkın beni mecnun yapsa da, sana kıyamam. Son söylemek istediğim seninle son defa konuşmak istiyorum ve diyorum ki seni çok seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbime soruyorum şimdi unuttum mu onu acaba diye kimse bilmiyor ama unutmak o kadarda kolay olmasa gerek hiç tatmadığım belki de hiç tatmayacağım duyguları karagözlerine bakınca yaşadım ben.Seni seviyorum demek istedim o an ama bırakmadılar beni zaten diyemezdim de böyle çabuk olarak.Şimdi biliyorum Sakarya da değil daha uzaktasın ama olsun ben yine katlanırım sana olan aşkımı hayalinle süsler büyütürüm.Tıpkı üç yıldır yaptığım gibi koskoca üç yıl ne kadar uzun zaman değimli ben bu üç yılda yemek su yerine kara gözlerini özledim daha çok onların özlemiyle kendimi avuttum şimdi sana bu kitabı vereceğim günü bekliyorum biliyorum ki bu şiirleri okursan en azından sende beni benim seni sevdiğimin çeyreği kadar seversin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-4727658827310837398?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/1-subat.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-6458864176848263785</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:08:11.310-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN, SEVDİĞİM</title><description>Naz merdivenlerden ağır ağır çıkarken yorulmuştu. Aslında bugün Naz’ın en mutlu günü olmalıydı. Takvimdeki ay mayıstı. Mayıs ayının bitmesine yedi gün kalmıştı. Bugün Naz’ın doğum günüydü… Güne çok mutlu başlamıştı, güzel hayaller kurarak ancak bu güzel hayallerini çalan bir telefon yarıda bırakmıştı.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; Eşi aramış ve bu akşam arkadaşlarıyla ava gideceğini söylemişti. Önce inanmadı ama eşi çok ciddiydi. Evliyken kutlayacakları ilk doğum gününde eşi olmayacaktı. Sadece eşi değil ailesi de yoktu bugün. Naz ilk defa bir doğum gününü yalnız kutluyordu. Merdivenlerden çıkarken Naz’ı yoran taşıdığı poşetler değil yalnızlıktı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıyı açarken içi birden sevinçle doldu aklına gelen düşünceden dolayı. Belki de eşim sürpriz yapmıştır erkenden gelip beni bekliyordur diye düşündü. Heyecanla açtı kapıyı içerisi susan bir adam kadar sessizdi. Taştan ses çıksa içerden sesin çıkacağı yoktu. Süratle içeriye gitti bu sessizliği bozmak için yanan mumları görmek ve mutlu olmak için. Oda sessizdi hem de koyu bir karanlığa bürünmüştü. Ne pasta vardı ne yanan mumlar ne de eşi. Aslında Naz’ın tek isteği eşiydi. Kalanını kendisi almıştı. Büyük bir hayal kırıklığıyla mutfağa geçti aldığı pastayı isteksizce koyuverdi masaya. Uzun süre boş boş dışarıyı seyretti. Eşine çok kırılmıştı ilk doğum gününde yalnız bıraktığı için. Hatırlamamıştı. Saat epey geç olmuştu. Uyumak istedi, uyuyamadı… Tekrar mutfağa gitmek için kalktı yerinden, bu doğum gününü tüm acılarıyla ve sevinçleriyle tek başına kutlayacaktı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masanın üstünde duran boynu bükük pastayı süslüyordu Naz. Pasta küskündü biraz. Benim ne suçum var ki der gibi bakıyordu. Süsledikçe gülümsedi pasta, pasta gülümsedikçe güldü Naz. En son sıra mumlara gelmişti. Küçük bir poşetten 24 tane mum çıkardı. Yaş artık yirmi dörttü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci mumu taktı usulca ve uzun uzun baktı. İlk doğum gününü hatırlamaya çalıştı. Ama hatırlamasına imkân yoktu. Daha sonra ikinci ve üçüncü mumu taktı. Her bir mum takışında o yıllara gidiyordu. Üçüncü mumda üç yaşına dördüncü mumda dört yaşına gidiyordu. Ve yirmi dörde daha çok vardı. Beşinci muma geldiğinde hafızası daha çok şey fısıldamaya başlamıştı Naz’ın kulağına. Birinci mumda susan belleği şimdi susmuyordu. Daha beş yaşında okula başlamasını anlatıyordu. Tüm arkadaşlarının yedi yaşında başladığı okula o beş yaşında başlamıştı. İki yaş küçük olduğu arkadaşlarının arasında çok başarılıydı ama yaşıtları olan arkadaşlarından uzak olmak zordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci mumu da takıp yaktıktan sonra sırayla altıncı ve yedinci mumları takmaya devam etti. Her bir mumu yaktıktan sonra o yıllara gidiyordu. Belleğine kazınan hatıraları tekrar hatırlıyordu. Hepside daha dün yaşanmış gibi gözünün önünde canlanıyordu. Yüzü bazen gülüyor bazen soluyordu. Annesinin kendisinin suçsuz yere dövdüğü yıllara üzülürken arkadaşlarıyla yaptığı haylazlıklara gülüyordu içten içe. Bazen de ağlıyordu sessizce. Gözyaşları geçmişi için değil şimdi için akıyordu, ilk defa bir doğum gününde yalnız kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra on ikinci muma geldiğinde beyni durdu bir iki dakika gözü karardı. O mumları yakmak o yılları hatırlamak istemiyordu. Ne on ikinci ne on üçüncü nede onun peşinden gelen birkaç mumu takmadı gidip onları çöpe attı. Belki mumları yakmamış onları çöpe atmıştı ama o yılları hafızasından söküp atmasına imkân yoktu. Keşke böyle bir şey mümkün olsaydı. Naz’ın korkudan tüm bendeni titriyordu o yılları hatırladıkça, titremesinden oturduğu sandalye sallanmaya başlamıştı. Yıllar önce evlerinin sallandığı gibi. Sadece evleri değil bütün bir şehir sallanmıştı ve sallanan şehir yerle bir olmuştu. Dün koşup oynadığı sokaklar şimdi üstüne gazete kâğıtları konmuş cesetlerle doluydu. O gazete kâğıtlarının altında sevdikleri vardı ama hepside cansızdı. Dün selam verdikleri bu gün çok uzak diyarlara uçmuştu, bir daha dönmemek üzere. Daha fazla dayanamadı Naz hatırladıklarına, balkona çıktı, bir mayıs gecesinin temiz havasını çekti içine. Gözyaşlarını saklamıyordu artık. Sessizce uzun uzun ağladı. Artık sadece yalnızlığına değil birazda ardında kalan yıllara ağlıyordu. Hayatın koşuşturmasından, işlerin yoğunluğundan uzun süredir aklına düşmüyordu geçen yıllar. Bu gece çok özel olmuştu Naz için. Uzun süredir unuttukları düştü aklına. Merakla tekrar içeri koştu. Geçen yıllarda daha neler yaşadığını hatırlamak için. Hayatın koşuşturmasında neleri unuttuğunu hatırlamak için sildi gözyaşlarını ve tekrar döndü içeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece tek sadık dostu pastası bekliyordu sessizce, bu defa kızgın değildi, üzgündü… Nazın gözyaşlarında okumuştu tüm acılarını ve kenarından akan kremalar sıcaktan akmamış o kremalar Naz’ın acıları için pastanın akan gözyaşlarıydı. Naz da sustu pastada, mumlar devam etti konuşmaya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dokuzuncu muma geçmişti arada kalan yıllara tekrar ağlamamak için ama yağmurdan kaçarken doluya tutulduğundan habersizdi. O yıllar karma karışıktı. Bir yanı acı bir yanı mutluluktu. Üç gün sevincin ardında gözyaşları vardı, her gözyaşının ardında sevinçli günler saklıydı. O yıllarda ne güldüğü belliydi ne ağladığı. O yılların adı ne mutluluktu ne de acı… Adı belli olmayan o yıllar yaşanmıştı ve çok şey kazımıştı hafızasına. On dokuzuncu mumu yakar yakmaz kara bir göz geldi gözlerine. Unutmadığı unutamayacağı bir çift göz belirdi oda da, oda kadar siyah, oda kadar sessiz, dışarıda esen rüzgâr kadar kimsesiz… O gözlerin hayali kulağına bir isim fısıldadı sessizce. Mehmet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mumlar alevini usulca odaya salarken oda artık siyaha boyanmıştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odayı Mehmet’in kara gözleri kaplamıştı. Oda artık kapkaraydı. Naz’ın gözleri ıslak, gönlünde gizlemeye çalıştığı bir yas, aklında da yıllarca öğrendiği yasaklar vardı. O yasaklar durdurdu Naz’ın özleyen yüreğini. Özleyemezsin diyordu aklı ve tek bir kelimeyle özetliyordu bunu, YASAK… Naz yine aklını dinlemeye çalıştı yıllar önce yaptığı gibi. Yıllar önce de yüreği kaymıştı, çok güzel hayallere dalmıştı aklı gelip girmişti araya olmaz demişti başka bir şey dememişti. O yıllarda çok büyük savaşlar vermişti, aklı ve gönlü arasında kalmıştı. Bu savaştan yorulup yere düştüğünde kendine uzanan iki elden aklına ait olanı seçmişti. Yoluna aklıyla devam edip gelmişti bu yıllara. Mehmet öyle değildi o hep&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğim karışma bana derdi. Özellikle gönül işlerinde aklını hep terslerdi sen bu işlere karışma der gönlü ne isterse onu yapardı. Onun için çıkan onca olumsuzluğa rağmen hiç vazgeçmemişti Naz’dan. Naz her kapıyı çarpıp gitmesine rağmen o sabırla bekleyip, her fırsatta Naz’a koştu. Bir gün olsun sitem etmedi bir gün olsun vazgeçmedi, ta ki bir gün tüm umudunu yitirene kadar. Bir gün gelip ben vazgeçtim demişti. Naz hiç bir şey diyememişti. Diyecek ne sözü vardı ne yüzü. Kaç kere kapıyı çekip gitmişti dönmemek üzere, ilk defa Mehmet gidiyordu ve onun dönmeyeceği belliydi giderken bıraktığı mektuba yazdıklarından. Naz o mektubu o yıllarda yırtıp atmak zorunda kalmıştı ama her bir satırını beynine kazımıştı. Hiçbir kelimesini hiçbir harfini unutmuyordu, o mektup gözlerinin önünden gitmiyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük hayalim, tek isteğimdin. Gözlerinden başka göz bilmezdim. Sen yüreğime yazılan nazdın, bu gönle yazılan tek aşktın… Ama ben gidiyorum sevdiğim müsadenle, daha fazla duramam ben bu gönülde. Benim inancım kalmadı ne sana ne de yarınlara. Biz bir arada kalmayı beceremedik, her sorunda ayrılığı seçtik işte en büyük ve tek hatamızı orda yaptık, o ayrılıklar kopardı bizi bizden. Sen her sorunda yapamıyorum dayanamıyorum diyerek çekip gittiğinde ben bin kez öldüm. Hayata küstüm sensizliğe yenildim, sessizliği seçtim ve ben bittim. Her gelişin en büyük bayramımdı ama her gidişinde de zindandı bu dünya bana. Ben senin gelip gitmelerinin arasında tükettim tüm sevgimi. Her gidişinde bin acı bırakıp bana, bir parçamı alıp da gittin yanına. Ben istediğin zaman gelip istediğin zaman gideceğin bir liman olmaktan sıkıldım oysaki kalsaydın sığına bileceğin kocaman bir adaydı benim yüreğim. Her sorunda çekip gitmeseydin biraz sabretseydin şimdi en güzel hayallerimi kalkıp gitmen bölmezdi. Kusura bakma sevdiğim arkada kalmayı beceremedim ve ben kaç kere vazgeçildiğimi unuttum… En son gidişinde demiştin ya “olurda bir gün güvenirsem kendime sonsuza kadar senin olabileceğime işte o gün gelirim” diye. Gelme sevdiğim istemem, gelsen de kabul edemem, düne kadar gözlerinde sevdanın rengini görüyordum şimdi ise uçmak isteyen bir kuşun çırpınışlarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok sabrettim, senle olabilmek için her acıya göğüs gerdim ama yeter artık tükendim. Son gidişinle sana olan tüm sevgimi de yarınlarıma olan inancımı da alıp gittin. Şimdi ne seni seven bir yürek kaldı bende ne de seni isteyen bir gönül. Tek isteğim bir daha dönmemen, çünkü dönersen bıraktığın Mehmet’i bulamazsın. Artık o Mehmet’ten sonsuza kadar uzaksın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, sevdiğim gözlerinden başka göz bilmezdi gözlerim, bir tek seni sevdi bu yüreğim, gönlüme yazılan tek aşktın, ama bir gün çekip gittin ve tüm güzellikleri bitirdin, sana duyduğum koca sevdayı her gidişinle yudum yudum tükettin. İstemiyorum, ne seni ne hayalini ne de senli günleri, artık tek isteğim sensizlik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm sevgimi ve seni ardımda bırakıp giderken, dönmeyeceğimi ve dönmeyeceğini bilmek güzel, belki de içimdeki huzur bundan. Unutma ki çok uzaksın artık o seni seven yardan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz bu mektubu hatırlamak istemese de unutamıyordu bir türlü. Bu mektuptan biraz daha kaçmak için pastaya takmamıştı yirminci ve ondan sonra gelen birkaç mumu daha. Yirmi üçüncü mumu taktığında siyah oda beyaza boyanmıştı. Odaya artık Mehmet’in kara gözleri değil Naz’ın beyaz gelinliği hâkimdi. Naz evlenmişti o yıllarda, yine aklının sesini dinleyerek. Ailesinin de istediği birine evet demişti. Aşk adına tek bir kıpırtı yoktu gönlünde, gönlü küskündü Naz’a… İyi bir seçim yaptığını düşünüyordu bu sabaha kadar. İyi bir aileden, eli yüzü de düzgün biriydi. Çok da saygılıydı. Naz’a ve ailesine de çok saygı duyardı ama her şey saygı değildi. Eksik bir şeyler vardı. O eksikliğin adı aşktı… İlk zamanlar aklı aşkın önemsiz olduğunu söylüyordu ama şimdi bana âşık olan bir kocam olsaydı bu gün beni yalnız bırakır mıydı sorusuna cevap veremiyordu. Şimdi çok daha iyi anlıyordu sevginin hayattaki önemini. Bunu yıllar önce anlasaydı belki de şimdi yalnız kalmayacaktı. Odayı kaplayan gözlerin hayali değil aslı olacaktı ama şimdi her şey için çok geçti. Olan olmuş giden gitmişti artık zaman geriye dönmezdi. Yalnızlığın ve unutulmanın ne kadar büyük bir acı olduğunu hissetti tüm bedeninde. Bundan sonraki doğum günlerinde de yirmi dördüncü mumu yakmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz tüm mumları takıp teker teker yaktıktan sonra, tabi arada yakmaya cesaret edemediği birkaç mum dışında bütün yılları hatırlamıştı. Artık geçmişe bakmaya cesareti yoktu, artık geçmişi hatırlamak istemiyordu. Sessizce bekliyordu. Oda da Naz kadar sessizdi. Mumlarda susmuştu. O sessizliği çalan zil bozdu. Saat bayağı geçti ama zil çalmıştı. Naz yerinden heyecanla kalktı kesin eşim gelmiştir diye koştu kapıya. Kapıyı açtığında sessizlik kadar büyük bir boşluk vardı. Yine yanılmıştı eşi yoktu sadece kapının önünde küçük bir hediye paketi duruyordu. Bu paketi alıp içeri girdi Naz. Uzun uzun pakete baktı ne olduğuna kimin gönderdiğine bir anlam veremedi. Daha fazla merakına dayanamayıp açtı paketi. İçinden bir mum çıkmıştı. Güzel süslü tek bir mumdu. Naz o mumu odanın en güzel yerine yerleştirdi. Yakıp sadece onun ışığında oturmak istiyordu. Diğer mumlar çok yormuştu Naz’ı. Ne kadar uğraştıysa yakamadı bir türlü o mumu. Naz çıldırmak üzereydi. Ne yaptıysa yanmamıştı mum. Hatta yakmaya çalışırken parmağını yakmıştı, kendi yanmıştı ama bu inatçı mum bir türlü yanmamıştı. Sinirden deliye dönmüştü, zaten zor bir gece yaşamış sinirleri alt üst olmuştu. Daha fazla dayanamayıp o gelen mumu da acılarını hatırlatan diğer mumlar gibi atmak istedi. Kendisini hatırlayan adını bile bilmediği tek kişiye en büyük vefasızlığı yapacaktı. Hayat işte bu kadar karmaşık dedi mumu tekrar kutusuna yerleştirirken, “seni hatırlamayanlara sitem edersin hatırlayanlarında hediyelerini sabah olmadan çöpe atarsın.” Bu karışık duygular arasında mumu bir türlü çıkardığı pakete yerleştiremedi. Tam bu gün her şey tersine gidiyor diye düşünürken paketin içindeki bir kâğıda takıldı gözleri. Mumun içinde birde not vardı. Heyecanla çıkarıp okudu Naz, herkesin unuttuğu günde beni hatırlayan kim diyordu… Kâğıt çok güzel bir el yazısıyla yazılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum günün kutlu olsun, yanında olmamın imkânı olmadığını biliyorsun. Yıllar sonrada olsa doğum günü hatırlayıp kutlamak istedim ve sana bu küçük hediyeyi gönderdim ama boşuna uğraşma o mumu asla yakamazsın, çünkü o mumda senin gibi nazlı o mumunda adı senin gibi naz… O mumu yakmaya hiçbir ateşin gücü yetmez. İbrahim’i yakan ateşi getirsen yakamazsın, o mumu tek bir ateş yakar, aşk ateşi oda bizde yok. O mumun yanması için senin beni benim de seni gerçekten sevmem lazım. Seni bilmem ama benim tüm sevgimi alıp gittiğin günden beri sana olan tüm sevgim tükendiğinden beri o mumun yanma şansı bitti. Boşuna uğraşma o mumu yakamazsın, o mum yanmaz, sen bu fırsatı yıllar önce kaçırdın. Şimdi diyorsundur içinden, kendini kandırıyorsun sevmeseydin unuturdun beni doğum günümde hatırlamazdın diye. Hayır, o mumu ne sana olan sevgimden yolladım ne de nefretimden sadece bir şeyi bilmeni istedim, bak sevginin hayattaki önemine, o olmadan bir mumu bile yakamıyorsun, onsuz bu kadar çaresizsin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akmasın zaman, mayıs ayında dursun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıların en büyüğü bir cana unutulmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum günün kutlu olsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana verebileceğim tek hediye, hatırlamak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz belleğine bir mektup daha yazmıştı… Unutmaya çalıştığı bir mektup varken onun yanına bir mektup daha eklenmişti, gecelerini bölecek olan. Bu mektup ilkinden de ağırdı. Bu mektup çaresizliğini kimsesizliğini tokat gibi yüzüne vuruyordu. İnanmadı mektupta yazılanlara, o mumu ne pahasına olursa olsun yakmak istedi. Mademki sevgiyle yanarmış bu mum, bende sevgimle yakarım dedi. Naz kendinden çok emindi o mumu yakacaktı ve onun ışığında oturacaktı. Tüm ışıkları kapattı, tüm mumları söndürdü, içerisi zifiri karanlıktı. Kararan dünyasını aydınlatmak için çaktı çakmağını, çakmak yandı, gönlü yandı, teni yandı, canı yandı ama mum yanmadı… Ne yaptıysa yakamadı o mumu, Naz o gün karanlığa mahkûmdu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz karanlığın ortasında ağlıyordu, kimsesiz ve çaresizdi. Yüreğinde aklından habersiz sakladığı bir sevgi varken o mumun yanmamasına akıl sır erdiremiyordu. Mehmet’in artık çok uzak da olduğundan onun sevgisini gönlünden sildiğinden habersizdi. O mumun yanması için her iki gönlünde yanması gerekmekteydi ve yanan gönül bir taneydi. Mehmet’in gönlü artık Naz için yanmıyordu. Naz durdu, elindeki çakmağı görmediği bir yere fırlattı. Vazgeçti mumu yakmaktan, yakamayacağını anladığı zaman. Karanlığın ortasında kalmış kımıldayacak gücü yoktu. Naz hatasının farkındaydı. Sevginin gücüne inansaydı şimdi sevdiğin kara gözlerinin içinde kaybolacaktı ama inanmadığı o sevgi kendisini hiç istemediği bir karanlığın ortasında yapayalnız bırakmıştı. Naz ağlıyordu, hatasına ağlıyordu, zamanın geri gelmeyeceğini bilmesine ağlıyordu, kaybettiği değerlerin büyüklüğüne ağlıyordu… Naz ağlıyordu, karanlığa ağlıyordu, çaresizliğine ağlıyordu, geçmiş yıllarına ağlıyordu… Naz ağlıyordu, oda karanlığa mahkûmdu, zaman susuyordu ve son gelen mum bir türlü yanmıyordu… Ve asla yakamayacağını artık çok iyi biliyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz hiç ağlamadığı kadar ağlıyordu. Hıçkırıklar içinde uyandı. Gördüğü rüyanın etkisinden kurtulmasına imkan yoktu. Sanki rüya değil gerçek bir yolculuktu geçmişine. Bir gece de tüm yaşadıkları tek tek hatırladı. Hatta yaşamadıkları yaşayabilecekleri bile gelip çalmıştı nazın kapısını. Naz daha evlenmemişti. Allah’tan evli değildi. Yoksa gördüklerinin sadece bir rüya olacağına asla inanmazdı. Bir an için durdu. Yoksa bunlar gerçek mi diye. Takvime baktı o gün yirmi dört mayıstı ve doğum günüydü. Hemen mutfağa koştu. Yoksa yemediği pastası duruyor muydu. Pastayı arayan gözleri bulamadığına seviniyordu. İçeri geldi aklı Mehmet deydi. Yanmayan mum gerçek miydi. Gerçekten unutmuştu sevdiği kendini. Böyle bir mum olsa acaba yanar mıydı yoksa kendini karanlıkta mı bırakırdı. Bu düşüncelerle tüm evi aradı ama aradığı mumu bulamadı. O mumu bulamamak sevindirmedi nazı. Pastayı bulamayan gönlü ne kadar sevindiyse mumu bulamayan gönlü de o kadar burkuldu. O mum her ne kadar yanmasa da yüreğini yaksa da sevdiği kendini hatırlamıştı yıllar sonra unutmamıştı. O mumun gerçek olmasını her şeyden çok istiyordu. Yanmamasına bile razıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin doğmasına an vardı. Gece en koyu karanlığına bürünmüştü. Nazı gizli bir el, bilmediği bir his kapıya çekti. Kapıyı ürkekçe açan naz gördüğü paket karşında dondu kaldı. Aynı rüyasındaki paketti. Heyecanla aldı içeri girdi. Odanın yanmayan ışığını yakmadı. Sokak lambasının loş ışığında açtı paketi içinde rüyasında gördüğü mumun aynısı vardı. Dün rüyasında gördüğü sevdiği Mehmet bırakmıştı o paketi. İçine de rüyasındakine benzer bir not yazmıştı. Nazın yüreği el vermedi mumu yakmaya. Yanmamasından korkuyordu. Not da yazılanlar cesaret verdi naza. Pencereden uzaklaştı. Oda zifiri karanlıktı. Muma baktı Mehmet’i hayal etti. Oda birden aydınlandı. Sanki güneş doğmuştu sanki bir bulut gülümsemişti. Kar yağmış gibi apaydınlık olmuştu oda. Bu mum yanmıştı. Rüyasındaki gibi nazı değil kendini yakmıştı. Mum yanıyordu, naz muma bakıp sevinç gözyaşları döküyordu. Nazın gözlerinde sevdiğinin yolladığı sevgisinin ispatı bir mum benliğinde de sevdiğinin yazdığı cümleler vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“sevdiğim, yanında olmayı ne kadar çok istediği mi bilemezsin. Sana bu mumu vermek istedim. Bu mum sıradan bir mum değil. Bu mum iki sevgilinin sevdalarını anlatan bir mum. Bu mumu herkes yakamaz. Bu mumu ancak bir birini çok seven iki sevgilinin aşkları yakabilir. O bir yanarsa bir daha sönmez. Bu mumun ateşi aşkın ateşi sevdanın ateşi. Muma sadece bak, eğer hala unutmadıysan beni bakışların yeter mumu yakmaya. Sakın korkma yanar mı yanmaz mı diye. Seni bu kadar çok severken sende beni seviyorsan korkma o mumu kimse söndüremez. Sakın korkma bu mum yanar mı diye. Sana olan aşkım bir mumu bile yakamayacaksa yazıklar olsun bana. Korkma sevdiğim o mum yanar. Senin için bir mum değil dünyayı yakarım yetmezse üstüne birde ben yanarım…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz uzun uzun yanan muma baktı. Artık gözünden dökülen yaşlar mutluluktandı. Sevdiğinin hayaliyle balkona çıktı. Sokak sessizdi yol sakaktan da sessizdi. Nazın gözyaşları sokağı ıslattı. Yıllar sonra iki sevgilinin benliği o yolda buluştu. Sessiz sokaktaki yolda nazın gözyaşları Mehmet’in ayak izleri vardı. O ayak izlerine düşen her bir damla mumu daha bir canlandırdı. Mum artık sanki sokağı da aydınlatmıştı. Naz tekrar girdi içeri. Aldığı en güzel doğum günü hediyesini izliyordu. Mumdan çıkan alevler oda de sessizce usul usul yayılıyordu. Naz dikkatle alevlere baktı. Alevler sanki tavana bir şeyler yazıyordu. Alevleri izleyen naz tavandaki yazıyı görünce şok oldu. O mumdan çıkan alevler tavanda “DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN, SEVDİĞİM” yazıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-6458864176848263785?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/dogum-gunun-kutlu-olsun-sevdigim.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-1843095790174406406</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:06:54.925-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Hüzünlü şarkıyı mırıldanırke</title><description>Yıl; 2005 bir aşkın yaraların sarmakla meşkuldum bir parmakta oturmuş gelen geçenleri izliyordum karşı masada göz yaşlarıyla oturmuş bir kız duruyordu ve bir şarkı mırıldanıyordu&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüzünlü şarkıyı mırıldanırken bir yandan da gözyaşlarını siliyordu. O da benim gibi yüreği yaralıydı ona yaklaşmaya karar verdim ama benim sesime kulak vermeyeceğinden Gülbin adında arkadaşıyla önce tanıştım sonra onunla öyle samimi oldum ki artık “yeni bir aşk katilidir bir öncekinin” sözünü doğruluyordu ama peki ya o benim hissettikleri mi hissediyor mu diye düşünürken lise bitmiş farklı yolara sapacakken onu sevdiğimi söyledim ama olumsuz cevap alınca kendimi sürgünlerde hissetim artık kapanmayacak bir yaram daha vardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kaçtım o medeniyetlerin beşiği denen Mardin den ama o kadar alışmıştım ki bir hafta dayanabildim gurbet e artık onun aşkı resmen kazılmıştı kalbimde üç yıl geçmesine rağmen hala onu özlüyor hala onu seviyordum geceleri yatarken tek duam rüyamda onu görmek olmuştu ama değil gerçek dünyada artık rüyamda bile göremiyordum onu İstanbul da olduğunu biliyorum ama hep umut ediyorum ki kader bir defasında nasıl beni karşısına çıkarmışsa ikinci kes çıkaracak diye umut ediyorum belki benimle oynadın beklide beni gerçekten sevdin şimdi sana ulaşacak tek bir şey bile yok belki ölmüş belki evlenmiş beklide her neyse işte üç yıl geçmesine rağmen hala seni seviyor ve özlüyorum bu öyküyü yazma amacım ise belki okurda beni hatırlarsın çünkü beni unutacak kadar kara bir yüreğin olmadığını bile bile sana yazıyorum yasemin şara eğer bir gün okursan bu öyküyü ve senden tekrar bir cevap alırsam ancak o zaman şu üç yıldır gülmeyen yüzüm gülecektir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-1843095790174406406?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/huzunlu-sarky-mrldanrke.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-4453954055921829299</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:06:21.154-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Bitkisel hayatta gibiydim</title><description>15 yasindaydim henüz hayatimdan çok memnundum. Çevremde çok sevilirdim. Asliya asik olmadan önce bizim nenemin kiracisi vardi. Yasli bir nene ve dede torunlari istanbuldaydi&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaslarim benden 3 yas büyüktü. 4 kisi gezerdik hep. Ben cüneyt mehmet ve mahmut ben ve mahmut ayni yastaydik eski sinif arkadasim cüneytlende mehmet ayni yastadilar hepsinin sevgilisi vardi. Istanbullu asli geldi bizim mahalleye abiside vardi biraz büyüktü benden 4 yas ama altin kalpli güler yüzlü çok iyi biriydi. Biz hep 4 kisi gezerdik mahallede hiç kimseyi aramiza almazdik zaten kimsenin ailesi izin vermezdi çocuklarinin bizimle gezmesine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abisinin adi muratmis onunla bir hafta gezdik çok iyi biri ne istesek veriyor bizi hiç kirmiyor dostluk en deger verdigi seymis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün yine mekanimizda oturuyoruz asli geldi çesmeden su getirmeye ben ve murat ve mahmut oturmustuk. Ya acayip giyinmisti asli kisa pantol üzerinde sifir kol badi herkes ona bakiyordu. Bidonlari doldurunca asagi indi. Bizim yanimiza geldi bidonlari indirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abisine dedi senin bu çocuklarin içinde ne isin var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abisi kovaladi onu sakalasiyorlardi hanzo diye bagirdi abisine abisi sonra yanimiza geldi ya kardesime bu güne kadar hiç el kaldirmamisim dedi. Aksama dogru oldu murat eve yemege gitti mahmutla yanliz kaldik mahmuta dedim asik oldum ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kime diye sordu asli dedim bizim muratin kardesi mahmut güldü inanmadi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ben mahmutla indik mahmut evde yemek yedi bende kapinin önünde oturmustum kizlarda mahmut larin kapisinin önündeydi asliya bir baktim oda bana bakti kizlardan birini çagirdim bizim mahallenin kizlariydi sinif arkadasimdi 3 tanesi teklif yolladim ben burdan çikinca edersin benim yanimda etme dedim mahmut yemegini yedi çiktik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizim issiz bir mekan vardi daglik oraya çiktik mehmet cüneyt muratta ordaydi mahmuta dedim teklif yolladim melekle mahmut güldü. Agzindan kaçirma mahmut murat orda dedim mekana çiktik bizimkiler içiyorlar. Beni bira almaya gönderdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben aldim yukari çikarken melegi gördüm sordum konusmus bana odun kafali söylemis elimde poset vardi içinde bira vardi melek gördü dedi o ne dedim kola dedi ver bi tane ben içeyim dedim benim degil :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek bana odun kafali dedi söyle onu yakalamayayim. Ben arkilerin yanina gittim. Baktim bisey içiyorlar dedim o sise ne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mehmet dedi sen iç görürsün ne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cüneyt içmesin dedi bünyesi kaldiramaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bisey olmaz bana dedim nolacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elime alip kafaya dikledim hani hiç bisey olmadi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktim gülüyorlar sen bi ayagi kalk görürsün ebeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayagi kalkmamla yere oturdum Dünya öyle bir dönüyor ki. Asli diye bagirmak geliyor içimden Seviyorum asik oldum diye bagirdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cüneyt kime asik oldun dedi mahmut beni alip götürdü ileriye dogru dedi alattin kafan yerinde degil abisi murat burda kendine hakim ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icince kaybediyorum kendimi ben biraz kustum kendime geldim. mahalleden geçiyoruz bizim komsular bana bakiyor öyle bir gözlerim kaymis ki bes kisiyiz birde bagiriyorum bende havada uçan karada kaçan anasinin koynundan kiz kaçiran var mi lan bana yan bakan diyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mehmet susturun onu mahalleye geldik bizim komsu kizlariyla balkonda oturmus çetolar nerden geliyorsunuz. Mehmet hiç gülten abla gezdik biraz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat eve gitti mahmut bu hayvan a bi daha içirmeyin kiza asik olmus abiside yanimizda çocuk meleke gibi korktum manyaklik yapar diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cüneyt le mehmet sasirdi asliya mi asik olmus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet seviyorum dedim bana odun kafali dedi ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mehmet kendine gelsin yapacaklarimi bilirim bu kafayla eve gitmesin yanimizdan ayrilmasin. Mahalledeki mekanimiza gidip oturduk sigara yaktik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet aha seninki geliyor cüneyt tut onu manyaklik yapmasin ben görmedim geldigini bana bakti asli dedi sen beni yakaladiginda ne yapacaksin demissin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kaybol ayagiya kalkmayayim bana kalk kalkarsan ne olur Ben yerimden bir kipirdadim arkasina bakmadan kaçti. Aksam oldu ben düsündüm bu kizi nasil ayarlayacam içimden dedim o kim sen kim vazgeç bu kara sevdadan bana bakmaz sabah oldu mahmutla mahallede içiyorduk birde baktik ki derede murat yerde uzanmis yüzü kan içinde mahmutla hemen indik asagiya noldu diye sorduk. Bizim mehmet vurmustu. Murat bize takildi gezmeye basladik mehmeti gördük yukarda cüneytle oturmuslardi yine baristirdik. Murat çok iyi kalpli biri kendisi baristi. aksam olunca yine mahmutla yanliz kaldik. Dedi asli senin teklifini kabul etti öglenden sonra yukari çikinca beni gördü dedi söyle teklifi geçerliyse cevabim evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olduysa oldu asliyla her gün gizliden abisi görmesin diye bulusurduk hem kavga eder asliyla hep barisirdik bir küser bir barisirdi kalbimiz Abisinden korkmuyor ama ben utaniyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok iyi biri çünkü Mahmutla oturmustuk mahmut evde muzik dinliyorduk Ben tövbeni geri aldim parçasini son sese vermistik mahalle dinliyordu asliyla tuba damda oturmuslardi. Aradan yarim saat geçti yukari çiktik. Uçurum var asagida da kara yol çok guzel oturma yeri issiz ve sakin tam kafa dinleme yeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmutla oturduk birde baktik ki asliyla tugba geliyor kollari kan içinde biri mahmutun bas harfini yazmis biride a yazmis. Bana sarildi birden bira beni birakma askim seni çok seviyorum dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat ordan çikti birden bire bizi gördü yüzüme bakmadan gitti görmezden geldi. Gözleri dolmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nenesi bile öğrenmişti aslıyıı sevdiğimi kapısının önünden bile korkuyordum geçeyim artık nenesi beni kovalıyordu oralarda gördüğünde. Bende mahalle aralarından gidiyordum artık. Mahmut cüneyt mehmette benim yüzümden gıcık alıyorlardı ondan aslının nenesi. Bir gün yine tur atıyordum baktım aloş diye seslendi biri bu aslının sesiydi ne guzel söylüyorsun kız bi daha söylesene dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana dedi mehmet ve cüneyt onlarla gezme kötü biri onlar dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben iyide benim onlardan başka arkadaşım yokki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedim ya ben ya onlar dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapacagımı şaşırdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dostlarımı bırakamam dedim bana dedi öyleyse ben seni terkediyorum hangisini seçiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski köye yeni adet mi getiriyorsun dedi resmen bahane arıyordu sigarayı bırakmamı da söyledi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaten bir sigara zevkimiz var dedim kendine gel güzelim. Aslında nenesi beynini yıkamış ondan ve abisinden korktugu için bahane arayıp ayrılmak istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların evinin yanında bi tane duvar var bizim cüneyt yazmış kadere rest çektim isyanlardayım bende altına yazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR TEK SENİ SEVDİM GERİSİ YALAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim ıssız mekana gittim sabah erkenden bira mı aldım mahmutla murat oturmuslardı bende akşam aslının yüzünden kollarımı kesmistim aslı yazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mahmut oo sabah sabah içiyorsun yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben hiç sorma ya çok kötüyüm dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollarımıda gördüler abisi ters ters baktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız yüzünden değermiydi allah belasını versin dedim mahmut alattin diye uyardı benimde kafam hoş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inat ettim hesabını verecek bunun dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;murat bu kez alattin yeter&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalan mı diye bağırdım murat sus dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimdeki şişeyi yere vurdum sevmiştim onu dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insafsız allah belasını versin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;murat her ne olursa olsun o benim kardesim onun hakkında böyle konusmanı istemiyorum kötü olur dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seninde kardesininde diye üzerine dogru yürüdüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana bir tane yumruk çaktı yanagıma mahmut araya girdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne oluyor siz durun dedi bende mahmuta dedim aranızdan su geçmiyor kanka buldun kendine ve uzaklaştım arkama bakmadan mahmut dur alattin nereye kardes&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşagıya dogru gidiyordum duvarın önünden geçtim baktım ki yazı yazmış aslı söyle yazmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENSİZ HAYAT YERİN DİBİNE BATSIN (A)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende yazı yazdım tekrar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖLÜMSÜZ SEVDA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NARKOZA GEREK YOK DOKTORUM İS....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLLEDE SEN İSTANBULLUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ SEVİYORUM BE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslıyı gördüm yakaladım senin için her şeyi yaparım dedim. bana inanmıyorum beni sevdiğini ispat et dedi Ben nasıl ispat edeyim daha dağlarımı deleyim Yoksa adını altın harflerle göklere mi yazayım dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bitti seni kalbime gömdüm dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben şimdi sana bi gömersem görürsün dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaka bi yana beni unut bende seni seviyorum ama yarın istanbul a gidecegiz demezmi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil işleri çıkmış. Ya ben yine içmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi yandan içiyordum bi yandan ağlıyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmut geldi yanıma muratla birlikte mahmut bana sarıldı ağlama kardesim dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat ta benden özür diledi Ben suçluydum bende özür diledim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;murat sana hiç kırılmadım sadece arkadaşlıgımızın bozulduguna üzüldüm dedi bu konuyu kapatalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslı sabah gidecekti akşam oldu korkuluk nenesi damda oturmus ben nasıl görecem onu yine 4 lü takıldık mezarlıga içmeye O kadar içmiştikki Yoldan geçenlere yakalıyorduk biri geliyor cüneyt yakaladı çocuk öyle korkmustuki cüneyt diyordu bana bi tane vur canım dayak istiyor çocuk bi kaçıyordu biride nazan diye bağırıyor. Herkes kendi derdine düşmüş. Bende kendimi bir köşeye atmışım içim yanıyor diye bağırıyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah oldu aslı onların orada arada bir yer var oraya gittim arka pencere ıslık çaldım cama çıktı mahmutta yanımdaydı mahmut arkasını döndü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslı demir parmaklı pencereden kafasını çıkarmış bana bakıyor benimde gözlerim dolmuş ona bakıyordum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar esiyordu saçları havaya kalkıyor yine iniyordu gözlerine öylesine dalmıştım ki artık aslı gitmişti istanbula&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan iki gün geçti aslıyla son bakıştımız yerde oturmus sigara içiyordum aklımdan çıkmıyordu son bakışları yerde bir kagıt parçası vardı ıslanmış bir kısmı yırtılmış mürekepler yagmurda akmıştı bana yazdıgı son mektuptu ama okunmuyordu ne yaptım okuyamadım ve karar verdim istanbula gidecem. Çalışıp para biriktirdim ver elini istanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaslar yapma etme dedi ama ben dinlemedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslı nın yürüdüğü yollarda yürüdüm istanbuldaydım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde gittiği okulun adresi vardı gerekirse kapı kapı pencere pencere arıyacaktım bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime gittim deniz kenarında 2 simit bir çay içtim hesabı getirdi 15 ytl ben 1,5 ytl sanmıstım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iş bulup çalışacaktım yoksa para erken biter&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalacak yerde yok sokak kaldırımları herşeyi göze almıştım her riski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslının okuldan çıkmasını bekledım okul çıkışı oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerime inanamadım Aslıyı gördüğüme hiç bu kadar üzülmemiştim yanında erkek var el ele tutuşmuşlar sarmaş dolaş aslı yolda beni gördü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktım yanındakine biseyler söledi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yanındaki uzaklaştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dedim aslı ne oluyor o kim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ne dedi ama öğrenemk istiyorsan söleyeyım sevgilim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözleri bir hançer gibi saplandı kalbime&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine gel aslı sen böyle değildin ne oldu sana çok değiştin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ben böyle değildim yaşarken oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madende sıkıntıdan senınle gönül eğlendırıyordum dedı ve sonra yanındaki çocuk ve 5 kişi daha geldiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni arkaya çektiler aslıda geldi Cüneyt yapmayın dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüneyt kaybol 5 dk içinde istanbul u terket 1 dk n geçti 4 dk kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen kimsin lan dememle arkadan bir darbe aldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişeyle kafama vurdular öldüm ya çok acıyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;agzımdan burdumdan kanlar akıyordu beyaz elbise kırmızıya döndü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende vur vur hadi bir kere daha vur ne anlar yaralı can istersen iki vur aslı yapmayın dedi bir kafa yedim suratım şekli değişti aslının kucaklarındaydım ama bagırdım istanbulluların hepsimi böyle kalleş erkekleride kızları yazıklar olsun dedim siz görürsünüz bu burda kalmıyacak elazığdan 3 araba adam yıgacam buraya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi güldüler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana en çok koyanda aslı oldu aslıya son kez baktım gözlerine ALLAH BELANI VERSİN HAYATIMI MAHVETTİN İNSAFSIZ dedim ve artık unutmaya karar verdim. Gülüyordu resmen Bu kadar yapmacık oldunu bilmiyordum yürekten sevemez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canım dediklerim canımı aldı. Ben isyan ederim böyle hayata.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay üzerimde çok büyük bir iz bıraktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel hayatta gibiydim. Bu olay çok büyük rol oynadı hayatımda. Artık bambaşka biriydim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemi okunuz için tşk ederim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-4453954055921829299?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/bitkisel-hayatta-gibiydim.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-4472805330125420605</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:05:50.821-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Felluce</title><description>Felluce’de ABD ve israil askerlerinin katliamı devam ediyordu. Halkın kentten kaçmasına bile izin verilmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir sessizliğin yaşandığı Felluce’ye girerken, ABD askerlerinden er Henry endişe içindeydi. Daha kısa zaman önce öldürecekleri insanların yüzlerini görmeleri gerekmiyordu. Uçak ve helikopterlerden bombalar ve bilgisayar oyunu oynar gibi üstün uzun namlulu silahlarla öldürdükleri insanlara fazla aldırmıyorlardı. Oysa geçen hafta El Şuheda kentine bombardımandan bir süre sonra yaya girmişlerdi. Kendilerine El Şuheda’ya girmeleri ve hareket eden tüm canlıları acımadan öldürmeleri emredilmişti. Ölüleri de kanıt bırakmamak için ceset torbalarına koyup Fırat nehrine atmaları söylenmişti. “Kanıt bırakmamak” cümlesinin manasını bir süre sonra anlamışlardı; şişmiş, sararmış ama kokmayan cesetler kimyasal silah kullanıldığını gösteriyordu. Er Henry’nin şair yüreği bu manzaradan sonra isyan etmiş ama dili susmuştu. Askerliği uzamasın diye susmuştu. Ertesi gün Colan ve El Cübeyl kentlerinde de aynı katliamların yapıldığını, çoğunluğu kadın ve çocuk, binlerce insanın biyolojik silahlarla öldürüldüğünü öğrenince, “-Acaba yanlış tarafta mıyım !. . ” diye söylenerek, bir köşede oturup ağlamıştı. Şairdi özellikle çocuk cesetlerini görüp te zalimlerle aynı safta olmak ne kadar zordu. Bir an önce, bu kirli savaşın bitmesi ve evine dönmek için dua etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de Felluce’ye giriyorlardı ve aynı manzarayla burada da karşılaşmaktan korkuyordu. İlk cesetlerle karşılaştığında bir şok yaşadı. Oysa herşeye alıştığını düşünüyor “-Artık şair yüreğim bile taşlaştı”, diyordu. Fakat kadınların, çocukların bazıları yanmış, bazıları erimiş cesetlerinin, buldozerlerle çukurlara atılması insanlığından utandırmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ceset torbası kullanmıyorlardı; o kadar torba için vakit ve para ayırmak istememişlerdi anlaşılan. Büyük bir çukur açıp cesetleri iteklemek daha ucuza gelmişti, madem ki “insanlık” artık bir kriter değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry’nin akan gözyaşlarını kimse görmedi. Felluce’de ilerlediler. Şehrin merkezinden uzaklaştıkça, cesetler ve cesetleri yiyen köpek manzaraları azalmıştı. Fakat bu kez yaşayanların olma ihtimali artmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry bir kaç kez arkadaşlarının bazı evlere girdiğini rastgele ateş ettiğini, bazılarına ise sadece pencereden içeri bomba attıklarını gördü. Karşılık gelmemişti. Olaylar tekrarlandıkça bazı evlerden kısa süreli çığlıklar gelip kesilmeye başladı. Arkadaşları “teroristler geberdi” diyordu, fakat çığlıkların çoğu kadın ve çocuk sesiydi. Bu psikolojiyle arkadaşlarının kendisine de ateş edeceklerinden korkuyor susuyordu. Kendisini iki ateş arasında hissediyordu. Masumlara ateş eden arkadaşları da, herhangi bir evden fırlayıp ABD asker elbisesi yüzünden kendisine de ateş edebilecek halk da şu an tehlikeydi. Eli silahının tetiğine sıkıca sarıldı. “-Dikkat !. . ateş edin !. . “ bağrışmalarıyla hızla döndü, silahının tetiğine nasıl bastığını bile anlamadı, “-Medet !. . , medet !. . “ diye bağırarak koşan çocuğun yere düşüşünü, bir film seyreder gibi gördü. Olduğu yerde öylece kaldı. Diğer askerlerden biri fazla yaklaşmadan çocuğa bir kaç kez daha ateş etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry artık rüyada gibiydi. Olayları dışardan seyrediyor gibiydi. Bir nehirin akışına kapılmış gidiyordu. Ölen çocukla ilgili ne konuştu, ne soru sordu. , sadece silah elinde yürüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdığı bir şiir sürekli kafasında kendisine sesleniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir çocuk öldürülürse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğinde yer aç huzursuzluklara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşabilir bir köşe aç ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir park ve salıncak olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüşlere hazırlansın için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buruk gülüşlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudağının ucunda kan, sana bakan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimsesiz çocuklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç bir şey olmamış gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülümse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya’da yer kalmamış demektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan gibi insanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir çocuk ölmüş, ha dünya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık bakmasan da olur yarınlara”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry başka dünyalardayken, aniden , kucağında çocuğuyla bir adam fırlayıp kaçmaya başladı. Fakat ilk ateşte ayağından vuruldu. Çocuğunu bırakmadan yerde kıvranan adamın silahsız olduğunu anladıklarında yaklaştılar, Henry’de adamın yanına varmıştı. Bir İsrail askeri silahını adamın kafasına dayadı, parmağını tetiğe götürürdü. Olayın dışındaymış gibi seyreden Henry, birden askerin niyetini anladı atıldı ve askeri yana itekledi. Kurşun toprağa gitmişti. Diğer askerler çevrelerini sardı. Diğer İsrail askerleri silahlarını Henry’ye çevirmişti. Henry’nin komutanı yüzbaşı Bill geldi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Noluyor, Iraklı bir terörist için mi tartışıyorsunuz. Öldürün gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry iyice adamın önüne siper oldu; O yaralı biri, üstelik silahsız. Öldüremezsiniz !. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşları güldü; “-Binlerce cesetten sonra, hala vicdanın mı sızlıyor”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komutan işin uzamasını istemedi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam esir olarak tutun. henry, onun sorumluluğu sana ait. Silah görünmüyor ama üstünü mutlaka ara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrailli askerlerden biri öne çıktı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuğu biz alırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuğu mu , Niçin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry’nin saflığına komutanı güldü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Organları için. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry silahını daha da sıktı, öfkeyle söylendi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hemen defolsunlar !. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komutan İsrailli askere döndü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Uzatmayın, görüyorsunuz sinirleri bozulmuş. . . . Üstelik daha bir çok müslüman çocuk bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrailliler homurdanarak uzaklaştı. ABD’li askerler, esirin üstünü aradıktan sonra ellerini arkadan bağlayıp, başına çuval geçirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry yaralı Irak’lıyı ve çocuğunu bir kamyonetin arkasına bindirdi, kendisi de yanlarına geçti. Dilini anlamasa da, sesinin tonundan rahatlayacağını düşünerek elini hafifçe omzuna vurarak konuştu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yaran ağır değilmiş. Kan durdu bile. Şu başındaki çuvalı da çıkarayım istersen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı Iraklı , kurşun gibi gözlerini, Henry’nin gözlerine dikmişti. Hiç minnet duygusu yoktu bakışlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry, korku dolu gözleri, yorgunluktan kapanmaya başlayan çocuğun başını okşadıktan sonra sırtını kamyonetin kenarına yasladı. Gözlerini gökyüzündeki yıldızlara dikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Cesetlerin, kankokusunun ortasında, yıldızlara bakmak hiç de romantik olmuyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve. . . bir şiir mırıldanmaya başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Sen !. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duydun mu karanlığın esintisini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinle ! Gecenin içinden birşeyler geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ay kırmızıdır şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve darmadağınık. ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı Iraklı, Henry’nin şaşkın bakışlarına aldırmadan, epey düzgün bir İngilizce ile şiire devam etti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Bulutlar bizi gözlüyor , yaslılar gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu tepemdeki dam çökerse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki yağmalayacaklar herşeyi“&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry sanattan anlayan bir dostunu görmüş gibi sevinçli devam etti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Bir an, yalnızca bir an sürecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra. . . sonra. . . hiç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç. . . “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an sessizlikten sonra Henry;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şairini bilmiyordum, Iraklı bir şairin mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, İranlı Furuğ’un “Al götür bizi rüzğar” şiiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Demek İngilizce biliyorsun. Nerden Öğrendin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İngiltere’de okudum. Doktorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oooo. . . hem de doktor. Komutana söyleyim, senin için belki birşeyler yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esirin kaşları çatıldı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben katillerden bir şey istemem. Hiç bir şey söylemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry itiraz edecek gibi oldu, sonra suçlu suçlu sustu. Yine bir sessizlikten sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya eşin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O da doktordu. Dün hastanede nöbetçiyken hastane bombalandı. Cesedini aramaya bile gidemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teselli etmek istedi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Savaşta oluyor böyle şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hangi savaş, bu bir katliam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sustular. Esir çocuğuna sıkıca sarıldı. Henry;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kaç yaşında ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2 yaşında. Annesinin öldüğünü bilmiyor yavrum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry yeni aklına gelmiş gibi endişeyle ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İsraillilerin konuştuklarını da anlamışsındır. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Onlar yıllardır Filistinli çocukları, gençleri de organları için kaçırıyor. Çocuğumu onlara vermektense öldürmeyi seçerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamyonet askeri kampa girdi. Henry;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben haberleşme kısmında görevliyim. Ben sorumlu olduğum için, başka bir emir gelene kadar benim yanımda kalacaksın. Gidelim, çocuğuna da yiyecek birşeyler bulayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** *** ***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberleşme odasındaydılar. Henry çocuğa biraz yiyecek ve süt getirmişti. Esirin elinin çözülmesine izin verilmemişti. Henry esirin ismini öğrenmek istedi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Benim ismim Henry, ya senin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şiiri seviyorsun galiba. Biliyor musun, ben şairim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben de. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ciddi misin. Buna sevindim. Şiir okumamı ister misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biz en acı şiirleri okumuyoruz, yaşıyoruz artık. Öyle ki, , hani derler ya “Kelimeler yetmiyor, kelimeler tükendi”, işte bizim çektiklerimizi, acılarımızı tarife de kelimeler yetmiyor. Ne yazsam, ne okusam, ne dinlesem yaşadıklarımızı tarif edemez artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok şey kaybettiniz ama güzel günler gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet, biz savaşı kaybettik, siz ise onurunuzu, insanlığınızı kaybettiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry, bakışlarını kaçırdı. Haberleşmede görevli askerlerden biri nöbetçilere seslendi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Albay Smith’e haber verin, eşi arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir asker koşarak çıktı. Az sonra komutan Smith odaya girdi, uydu telefonunu aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aloo. . . merhaba Mary. . . teşekkür ederim, sen nasılsın ? Oğlum nasıl? Uyuyor mu ?. Tamam uyanınca onu çok sevdiğimi söyle, ona en güzel oyuncakları alacağım. Bizi merak etmeyin, burdaki ilkel yaratıklara medeniyet getiriyoruz işte. Bak hele, burda o yaratıklardan bir tamne esir de varmış. Sesini duymak ister misin? Gerçi ne dediğini anlaman imkansız ama bir dinle de bak biz burda nelerle uğraşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albay, telefonu esir Ali’ye tuttu. Ses çıkarması için bir de tekme attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Konuş ta homurtunu Mary duysun !. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali, tekmeyi yiyince kendisine uzatılan telefona hızlıca konuştu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Burda bize katliam yapıyorlar. Kadınlara, çocuklara işkence yapıyorlar. Oğlunuzun yüzüne bakın, o bir katilin oğlu !. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albay şaşkınlıktan uzun süre tuttuğu telefonu birden çekti. Ali bir askerin tekmesiyle sırtüstü yıkılırken. Albay, elini ahizeyi kapatarak bağırdı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Niye bu pisliğin İngilizce bildiğini söylemediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra telefona;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hah. . hah. . . bizim çocuklardan biri şaka yaptı. Hayır, hayatım. . hayır bu saçmalıklara inanma. . . kimyasal silah kullanıldığını mı okudun. . . yok öyle birşey. . . Hadi kapatıyorum by. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albay telefonu kapatıp esirin yanına geldi. Henry, Ali’yi savunmak istedi, albay eliyle susturdu ve Ali’nin kucağındaki çocuğa baktıktan sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Demek senin de oğlun var. Onu bizim büyütmemizi ister misin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Albayın öfkesinin yatıştığını zanneden Henry bir an sevindi ama Ali’nin cevabıyla yine korktu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Zalim olarak yaşamasındansa, mazlum olarak ölmesi iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sözü yeni bitmişti ki, albay hızla tabancasını çekti çocuğa ateş eti. Henry ve Ali’nin çığlıkları biribirine karıştı. Fakat Ali’nin çığlığı uzun sürmedi, albay tek kurşunla onu susturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albay’ın önüne geçmek için atılan ama yetişemeyen Henry acı içinde inleyerek cesetlerin yanına çöktü. Albay ona bakarak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şimdiye kadar alışmalıydın. Yarın bunlardan yüzlerce daha öldüreceğiz, öbürgün belki binlerce. İsrailli eğitmenlerin söylediğini unutma; “Bunlara silahınızı doğrultun ve insan olduklarını aklınızdan geçirmeyin. Sadece ateş edin, yoksa onlar sizi öldürür. ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry zorlukla konuştu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Saçmalık. İki masumu öldürdünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz askeriz. Görevimiz de öldürmek. Öldüreceğiz, ve dönünce unutacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry, çocuğun kanlı saçlarını okşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Unutabilecek miyiz? Çocukları sevebilecek miyiz? Saçlarını okşayabilecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmak lazım azizim, unutmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak için unutmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimizdeki kanları yıkamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve çiçek sulamak. . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğan gün bizim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sustu tüm çığlıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masumlar öldü, zalimler yaşayacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmak lazım azizim, unutmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henry, şaşkın bakışlara aldırmadan silahını çekti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anladım ki, artık unutmak da mümkün değil, yaşamak da. . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir silah sesi çınladı, Henry’nin eli çocuğun saçlarından yavaşça yere kaydı. . .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-4472805330125420605?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/felluce.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-3226872179663849678</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:05:17.545-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>BENİM HİKAYEM</title><description>MERHABA ARKADAŞLAR....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEN İSMİMİ VERMEK İSTEMİYORUM. BİR ÇOĞUNUZUN HİKAYESİNİ OKUDUM. BENDE HİKAYEMİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİM HİKAYEM UZUN VE KARMAŞIK BİR HİKAYE.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNCELİKLE BENİM AŞKIM İLK ZAMANLAR PLATONİKTİ. 3 SENE KARŞILIKSIZ SEVDİM. AMA DAHA SONRA NE OLDU İSE KENDİSİ GELİP BANA TEKLİF ETTİ. BU BİRLİKTELİK TAM 5 SENE SÜRDÜ. AMA BU 5 SENE İÇİNDE AYRILIKLAR BARIŞMALAR OLDU ELBETTE. BİR ZAMAN SONRA BUNU AİLEM ÖĞRENDİ. ABLAM BENİM HABERİM OLMADAN ONUNLA KONUŞTU. 5 SENE BOYUNCA YAŞADIKLARIMIN HAYAL OLDUĞUNU ALDATILDIĞIMI KANDIRILDIĞIMI ABLAMIN SAYESİNDE ÖĞRENDİM. ABLAM ONA BERABERLİĞİMİZİ SORDUĞU ZAMAN İNKAR ETMİŞ. ÜSTELİK BAŞKASINI SEVİYORUM DEMİŞ. BENİ YALANCILIKLA SUÇLAMIŞ. ABLAMIN SAYESİNDE BENİM BİR ZAMANLAR AŞIK OLDUĞUM AMA ŞİMDİ İSE ADINI DAHİ DUYMAK İSTEMEDİĞİM ŞAHISIN NASIL BİR İNSAN OLDUĞUNU ÖĞRENMİŞTİM. AŞK GÖZÜMÜ NE KADARDA KÖR ETMİŞŞŞ. NE KADARDA APTALMIŞIM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSTELİK EN ACISI EN KÖTÜSÜ NE BİLİYORMUSUNUZ ARKADAŞLAR. SİZİNDE BİRLİKTELİKLERİNİZDE ÖPÜŞMELER SARILMALAR OLMUŞTUR MUTLAKA. BENDE BUNLARI YAŞADIM. BUNU AÇIK YÜREKLİLİKLE SÖYLEYEBİLİRİM. AMA BENİM AŞIK OLDUĞUM ŞAHIS BENİ ALDATMAKLA KANDIRMAKLA YETMEMİŞ BİRDE İFTİRALARLA ADIMI LEKELİYORMUŞ MEĞER. BUNU ÇOK GEÇ ÖĞRENDİM. ORTAK TANIDIĞIMIZ BÜTÜN ERKEKLERE O KIZ DEĞİL DEMİŞ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE OLDUYSA BUNDAN SONRA OLDU. ONDAN AYRILDIKTAN SONRA BÜTÜN HERKES BANA TEKLİF ETMEYE BAŞLADI. TABİ ARKAMDAN DÖNEN OYUNLARI BİLDİĞİM İÇİN HEPSİNİN NİYETİNİN ART NİYET OLDUĞUNU BİLİYORDUM. BU YÜZDEN ERKEKLERDEN NEFRET ETTİM. ÇOK TUHAF BİR DUYGU BU. YAŞAMAYAN ANLAYAMAZ BİLEMEZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAKAT BİR MÜDDET SONRA BU NEFRETİM ÇOK DEĞİŞİK BOYUTLARA YOL AÇTI. ARTIK HER TEKLİF EDENLE ÇIKMAYA BAŞLADIM. BİR MÜDDET SONRADA AYRILIYORDUM. ACI ÇEKENDE OLDU ALDIRMAYANDA. SEVENDE VARDI SEVMEYENDE. AMA BANA BU BİR HAZ VERİYORDU. SANKİ ONA AÇI ÇEKTİYORMUŞUM GİBİME GELİYORDU. İÇİM RAHATLIYORDU.YAPTIĞIMIN YANLIŞ OLDUĞUNU BİLİYORDUM FARKINDAYDIM. AMA DEDİĞİM GİBİ BU ÇOK FARKLI BİR DUYGU. BENİM KENDİME GÖRE BAZI KURALLARIM VARDI. İLKTİ VE SON OLMASINI ÇOK İSTİYORDUM. AMA ONUN YÜZÜNDEN HAYATIMDAN KAÇ İLKLER GEÇTİİ...BU SÖYLEDİĞİMİ YANLIŞ ANLAMAYIN LÜTFEN. KESİNLİKLE NAMUS KONUSUNDA DEĞİL. BEN KARADENİZLİYİM BÖYLE ŞEYLERE BİZ ÇOK ÖNEM VERİRİZ. SADECE ÇIKIP EYLENİP GEZİP TOZUYOR ARDINDAN DA SIKILINCA AYRILIYORDUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAKİİİİİİİİ ASIL AŞKI BANA YAŞATAN KİŞİ KARŞIMA ÇIKANA DEK....KUAFÖRCÜ AŞKIM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİM BU YAŞADIĞIM OLAYLARIN HEPSİNİ BİLİYORMUŞ MEĞER. ONA OLAYLARI AÇIK NETLİĞİ İLE ANLATTIĞIM ZAMAN BANA İNANMAK İSTEDİĞİNİ VE KAFASININ ÇOK KARIŞIK OLDUĞUNU SÖYLEDİ. BU SÖZÜ OKADAR ÇOK CANIMI AÇITIYODU Kİİ TAHMİN EDEMEZSİNİZ. BANA BUNLARI SÖYLEDİKTEN SONRA İLK KEZ SEVMEDİĞİM HOŞLANMADIĞIM HALDE SIRF İNTİKAM İÇİN ERKEKLERLE ÇIKTIĞIM İÇİN PİŞMANLIK DUYDUM. HEMDE ÇOOOKKK. BU NASIL BİR DUYGU NASIL BİR AZAP VE NEKADAR UTANÇ VERİCİ TAHMİN EDEMEZSİNİZ.... ARTIK KENDİMİ ONUN SAYESİNDE TOPARLAMAYA BAŞLADIM. ADINI DAHİ ANMAK İSTEMEDİĞİM O ŞAHIS İÇİN YAPTIKLARIMIMDAN DOLAYI ALLAHIMDAN BENİ AFFETMESİNİ HER GECE DUA EDEREK YALVARDIM. AMA HER DUAMIN ARDINDAN DA O ŞAHISA BEDDUA EDİYORDUM. HAKLIYIM KONUMDA NAMUSUMA HAKETMEDİĞİM HALDE İFTİRA ATMIŞTI. BU YÜZDEN BEDDULARIMIN KARŞILIK GÖREÇEĞİNE EMİNİM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUAFÖRCÜ AŞKIM NAMUSA ÇOK DEĞER VEREN BİR İNSAN. ÜSTELİK HİÇ BİR KIZLA BERABER OLMAMIŞTA. BU KADAR YAKIŞIKLI BAKIMLI BİRİNİN BÖYLE ŞEYLER YAŞAMAMASI BENİ ÇOK ŞAŞIRTTI. AMA O 5 VAKİT NAMAZINI KILAN ÇOK DÜRÜST VE MERT BİR DELİKANLI. ONA BÜTÜN BENLİĞİMLE İNANIYORUM. HAKKIMDA ÇIKANLARI DUYDUĞU İÇİN TEDİRGİN. AİLESİNİN İLİŞKİMİZİ ONAYLAMAYAÇAĞINIDA BİLİYOR. BENDE BİLİYORUM. ÇÜNKÜ SUÇUM OLMADIĞI HALDE ADIM LEKELENDİ VE BEN BİR HİÇ İÇİN DEĞMEYEN BİRİ YÜZÜNDEN ÖNÜME GELENLE ÇIKIP O İFTİRAYI KUVVETLENDİRDİM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA NE VARKİ NE O BENİ GÖRMEDEN NEDE BEN ONU GÖRMEDEN YAPAMIYORUZ. SONUNUN OLMAYAÇAĞINI BİLE BİLE BERABERİZ. ODA BENDE SONUNDA ÇOK AÇI ÇEKEÇEĞİZ AMA NAPALIMMM. AYRI YAPAMIYORUZ İŞTE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ BERABERİZ AMA SONUNDA OLAÇAKLARI DÜŞÜNDÜKÇE KAHRALIYORUM. SANKİ GERÇEKTEN BİTMİŞÇESİNE DÜŞÜNDÜĞÜM AN BİLE ÇOK ACI ÇEKİYORUM O GÜNÜN HİÇ GELMEMESİNİ İSTİYORUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAKKIMDA SÖYLENENLER YALAN OLDUĞU İÇİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İFTİRAYA UĞRADIĞIM İÇİN BU KONUDA SABIRLI DAVRANDIĞIM İÇİN ALLAHIMIN BENİ ÖDÜLLENDİREÇEĞİNE İNANIYORUM VE BU ÖDÜLÜN ÖMÜR BOYU AŞKIMLA BERABER OLMAK OLMASINI ALLAHIMA YALVARIYORUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU ARADA O ŞAHIS SÜREKLİ BANA TEL AÇARAK ONA HAKKIMI HELAL ETMEMİ İSTİYOR BENDEN. YÜZSÜZLÜĞÜN BU KADARIDA PESSSSS. HAKKIMI HELAL ETSEM ADIM TEMİZLENÇEK Mİ? BENİM YÜZÜM AK ANLIM AÇIK. AMA HAYATIMA MAL OLDU. ONUN YÜZÜNDEN AŞKIMLA BERABER OLAMAYAÇAĞIZ. İŞTE BU YÜZDEN HAKKIMI HELAL ETMEYEÇEĞİM KESİNLİKLE. EDEN BİR ŞEKİLDE BULUYOR. ODA BİR GÜN BULAÇAK ELBET.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ SİZDEN KÜÇÜK BİR İSTEK GERÇEKTEN SEVİYORSANIZ BERABER OLUN. ATTIĞINIZ HER ADIMI YÜZ KERE BELKİ DE BİN KERE DÜŞÜNEREK ATIN. ÇÜNKÜ O HATALAR MUTLAKA BİR MÜDDET SONRA KARŞINIZA ÇOK KÖTÜ BİR ŞEKİLDE ÇIKABİLİYOR. HİÇ UMMADIĞINIZ BİR ZAMANDA VE BİR YERDE.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-3226872179663849678?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/benim-hikayem.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-756198910772428486</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:04:41.195-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>hep bir gün</title><description>Slm lütfen sonuna kadar okuyun .2003te bir mahaleye tasinmistim hic kimseyi tanimiyordum orda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun icinde tek kaliyordum hep bir gün kiz arkadaslarimi arayip biraz hava almaak icin parka ciktik .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden arkadaslarim bana gülmeye basladi bende bilmiyordum neden güldüklerini sadece arkama bakmamami istediler bende baktim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkamda dünya tatalisi gibi bir cocuk duruyordu gözlerim gözlerine takildi.O an asik oldum ona aradan gecen aylar daha cok asik etiriyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004te barsida bir kizla el ele gördüm .O zaman eve gelip agladim ama fayda etmedi sonra bir chat kanala girdim bir cocukla tanistim cocukla cikmaya basladim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kerek bulustuk cünkü cocuk hemen bulusmamizdan sonra antalyaya giti orda beraberligimiz dewam et tam ikisene beraberlik yasadaik sonra ayrdildim.Cünkü sevmiyordum onu nezman mahelemde sevdigim cocugu gördügümde aci cekiyordum hem onun icin ayrildim hemde ayrilmamai iste.Ondan ayrildiktan sonra mahalemdeki cocuga mektub yazdim ´´SENI SEVIYORUM VOLKAN´´ diye ama mektubu o almadi Hakan diye biri aldi .Bunu Volkandan ögrendim Bir sabah okula giderken önüme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cikti bende ´´vOLKAN BEN SANA MEKTUB YOLAMAISTIM ´:MEKTUBLAR CEVAPLANIYOR AMA SANKI SEN MEKTUBLARI ALMAMAISSIN GIBISIN´´&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkanda diye verdi´´BEN HIC BIR MEKTUB ALMADIM NEYDEN KONSUTUGUNU BILMIYORUM DIYE´´öyle diyince arkama dönüp hickiriklar icinden ynaindan ayrilmak istedim ama o durmammi istedi bagirdi dur konusak diye durmadim ben derse girdim .Tam sinav yazacagim sirada agliyordum .Sonra sinav sonucu iyi cikti iki alamistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARADAN GECEN BIR HAFTADAN SONRA UGUR DIYE biri mektub gönderdi Benimle bulusmak istedigini yazmisti ama ben mektubununa cevap vermedim hergün mektub aliyordum.Sonra bir mektubunda birgün yaziyorduki ´´´BEN VOLKAN VE HAKNA SENINLE BULUSMAK ISTIYORUZ DIYE´BU GÜN SIZIN OKULDA SPOR HALEDE OL DIYE´´ben gitmedim gidemedim korktum.Dhaa sonra Volkan yazdi Mektub bana ´´SENI _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ SEN BIL ARTIK BEBEGIM DIYE´´Buna sevinmsiitm ama genede cevap yazmamistim beklemek istedim bekledim ve ondan tam 5 Mektub aldiktan sonra cevap yazdim ´´BULUSALIMI ´´diye oke dedi 05.06.2007 de saat 20:00 DEparkata ol dedi.Gitim ve bana kücüksün dedi ben bunu duyunca sasirmistim ve aglamaya basladim .Dogru kücügüm ama yasim 16 onun 20 ama genede sevmistim onu en kötüsü simdi kiz kardesine anlatmaliyim abinle konustum diye .SEVIYORUM SENI VOLKAN SEVIYORUM AMA UNUTACAM AMA SENI DE ÜZECEM SEVIYORSUN BUNU BILIYORUM AMA KÜCÜGÜM DIYE KORKUYORSUN SALAKLCA BISEY OLUR DIYE BYE HERKESE TESEKÜRLER&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-756198910772428486?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/hep-bir-gun.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-2510494633332321987</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:03:58.925-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>seni cok cok ama cok seviyorum</title><description>Sana hemen yazmak geldi icimden icimde ki duygularimi anlatmak istedim cok korktum haber vermeden gidersin diye hemen kagit kalemi aldim elime belki his ettiklerimi kagitlara dökersem rahatlarim diye düsündüm cok düsündüm elim kolum bagli bekleyemedim .sana daha okadar cok seyler anlatacaktim daha mektuplar yazacaktim satirlara dökecektim duygularimi...Sevdamiz yarida kaldi kadir&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haytirliyormusun hani sen bana birkere ben kanadaya gitmeyi düsünüyorum demistin bende git eger orda mutlu olabileceksen durma git demistim ama simdi gercekden de gidiyorsun inanmak bile gelmiyor icimden gitmezsin sanmistim burda kalirsin yada türkiye ye gidersin sanmistim ama sana bisey söyliyim mi kadirim icimde bir ses orda cok ama cok mutlu olacagini söyliyor gercekden de ben icimde ki sese cok inaniyorum ve beni hic yaniltmadi da sende inan oldumu bütün kalbinle inan mutluluga inanki oda seninle arkadas olsun :) 40 yil düsünsem böyle bir mektup yazicagim aklima gelmezdi Kader iste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyormusun kadirim ben seninle bu dünyada kimsenin yasamadigini yasadim okadar güzeldiki bence bu güzel sevgiyi kimse tatmadi sözlerle anlatamadigim hissler duygular günler yasadim. Göremedim bile seni dokunamadim sana olsun hayat belki birgün görüsürüz biryerde ne biliyorsun belki kader bulusturur bizi hem sen istersen ben kanadaya snei ziyaret etmeye gelirim yada istersen bol bol mektup yazarim istersen hep ararim seni sende bana mektup yazarsin bana kanadayi anlatirsin yazarsin dime kadirim. Biliyorum biz ayrildik artik ama yinede sana kadirim demek geliyor icimde kizma bana oldumu ama sen istersen yinede beraber olabiliriz ben hep maddi ve manevi destek de bulunurum yemin ederim seni yalniz birakmam oralarda yada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istersen arkadas oluruz ben hep senin yaninda olurum destek olurum ben sana hemde ömür boyu. Sen benim icin cok ama cok degerlisin senin mutlulugun icin öl de ölürüm canimsin sen canim ben canimin üzülmesini hic istermiyim. Kurbanin olam herseyim sen benim varim yogumsun unutma beni oldumu sen benim numarami ezbere biliyorsun ara beni canin SIKILIRSa ara morelin bozulursa yada biriyle konusmak dertlesmek istersen ara biliyorsun sen herseyimsin ben senin yoluna yol olurum saat kac olursa olsun ara oldumu sakin ama sakin unutma beni. Sen benim yüregimdesin ve yüregimin sahibi de hep kalacaksin ne olursa olsun. Ayrilik mektubu mu yaziyorum ben sana ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin ne düsündügünü bilmiyorum belki beni hic aramazsin zor olur diye ama ben sana Hoscakal demek istemiyorum ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyoprum senin icin hersey cok zor yemin ederim seni benim kadar anlayan yokdur ben seni anliyorum kadirim hemde cok iyi. Keske hersey baska olsaydi ozaman bende gelirdim senle seni yalniz birakmazdim zorla pesine takilirdim yemin ederim olsun hersey güzel olacak ben biliyorum vallah iyi olacak hele sen bi git bak gör ne cabuk hersey degisecek birden renga renk olacak mutlulugu bi yakalayacaksin hemde ömür boyu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadirim sen beni hep ama hep güldürdün hic üzülmemei istemedin sakalarin hala kulagimda cinliyor icinde firtinlar kopsada üzgün olsanda beni güldürdün sirf ben mutlu olayim diye sen nasil nasil bir insansin yüce allahim seni de hep güldürsün hep mutlu etsin sana gelen herseyi ama herseyi bütün dertleri bana versin hep allahim yönlüne göre versin insallah ama insallah hersey istedigin gibi olur kadirim allah razi olsun senden eger seni bilmeden kirdiysam yada bilmeyerek ütdüysem aff et beni...ben hep senin yanindayim hic görüsmesekde hic konusmasakda ne olursa olsun ben hep senin yanindayim hakkim herseyim helal olsun sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hakkini helal et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanada cok soguk olur sicak giyin oralarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendine nolur cok iyi bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben seni hic ama hic unutmayacagim sende beni unutma olurmu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni cok cok ama cok seviyorum hemp de sevicem hemde cok sevicem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-2510494633332321987?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/seni-cok-cok-ama-cok-seviyorum.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-6038265912055649523</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:03:31.774-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>ben korkuyorum</title><description>Bir kız ve bir delikanlı, bir motorsikletin üzerinde çok yüksek bir hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyordu:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı: Hayır, bak ne kadar eğlenceli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız: Lütfen, lütfen,çok korkuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı: Peki, beni sevdiğini söyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız: Seni çok seviyorum, lütfen yavaşla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı: Şimdi de bana sıkıca sarıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kız delikanlıya sıkıca sarılır *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı: Şapkamı alıp, kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kişiden sadece biri kurtuldu. Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti. Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatta kalmasını sağlamıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-6038265912055649523?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/ben-korkuyorum.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-4464537277270354575</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:02:59.220-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>I can`t speak Turkish</title><description>Yakışıklı genç adam, İstanbulda, Sultan Ahmet Meydanında bir bankta oturmuştu. Hava güneşli, kuşlar da, insanlar da cıvıl cıvıldı. İçindeki neşe, genç adamın dudaklarında dans eden bir ıslığa dönüşmüş, hafif bir sesle çalıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç adam, içindeki yaşama sevinciyle çevreye bakınırken, biraz uzağındaki ağacın altındaki banka yeni gelen genç kızı gördü. İlk andan itibaren genç kızın yüzünün güzelliği ve bu güzelliği daha da artıran gülümseyişi dikkatini çekmişti. Kızın gülümseyişine dalmışken çevrede yayılan şarkıya da ilk defa dikkat etmişti. Gözlerini kızdan ayırmadan şarkıyı dinlemeye başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazi yalanmış sanki, sanki bir rüya gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yâr aşkıyla geçti de beyhude ömrüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yâr gitti gurbete, gitti ah! gitti de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş şimdi ellerim, dertlidir gönlüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümde yaş, saçımda ak, gerisi yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;�Gün bu gündür anca yâr�le yaşanan�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksildi takvimler, geçti ömrüm, geçti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çektiğim �ah!�larım elimde kalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;�Gün bu gündür anca yâr�le yaşanan� cümlesi, genç adamın aklına çakılıp kalmıştı. �Bu günü değerlendiremezsen, sevdiğinle yarının belki de hiç olmayacak� diye düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışıklı olduğunu düşünüyordu. Okuduğu edebiyat fakültesinden de destekli güzel cümlelerle kıza açılması gerektiğine karar verdi. Kendi kendini bir daha ikna etti; �Şimdi cesaret etmezsen, bir daha hiç göremeyeceksin�.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç adam cesaretini topladı, ayağa kalkıp, genç kızın yanına doğru yürüdü. Genç kız, yanına gelen genç adamı gördüğünde de gülümsemeye devam ediyordu. Genç adam, genç kızın meraklı ama neşeli bakışları altında hemen konuşmaya başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merhaba, ben Hüseyin. Kusura bakmayın rahatsız ediyorum ama inanın güzelliğinizin ve gülümseyişinizin ihtişamı, güzel çiçeklerin kokusunun, bir kelebeği etkilemesi gibi beni cezbetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin, genç kızın gülümseyişinin arttığını fark etti. Bunun üzerine konuşmasına devam ederken, genç kızın yanını eliyle göstererek �oturabilir miyim?� gibilerden işaret etti. Hüseyin�ın el işaretleriyle izin istemesini fark eden genç kız, biraz daha yana çekilerek oturacak yer açtı. Hüseyin, sevinçle otururken konuşmasına devam etti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İnanın sizi gördüğüm şu kısa sürede, güller için feryat eden bülbülleri anladım, ilk görüşte aşkı anladım, gecelere mehtaba karşı dalan âşıkları anladım. Bundan sonra mehtaba bakarken, gözümde sizin hayalinizi canlandıracağım, yıldızlarla konuşup, sizden haber soracağım. Yeter ki bana bir ümit veriniz, bir gülümseyiniz�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin cümlelerinin bu kısmına gelince durdu, ümit dolu bakışlarla genç kıza baktı. Genç kız da bir an durdu sonra gülümsemesine rağmen başını iki yana salladı. Tam bir şey söyleyecekti ki, Hüseyin atıldı, parmağıyla �Sus� işareti yaparak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Susunuz, lütfen söylemeyiniz. Bir olumsuz cümleniz yıkar beni, kalbim perişan olur. Oysa... oysa� �Hayır� demediğiniz sürece bir umut kuşu yüreğimde çırpınıp duracaktır. Bir gün �Evet��, duyma ihtimaliyle sesinize kulak vereceğim. Her rüzgârda, hatta serçelerin sesinde haber bekleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız, yine başını iki yana salladı, konuşacakken yine Hüseyin, olumsuz cevap vereceğini düşünerek engelledi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır� hayır susunuz, söylemeyiniz. Yıkmayınız ümit dünyamı, tüm kapıları kapatmayınız. �Kalbinizi kazanmak! � uzak ülke, olsun şimdilik tek ümidim sizle tanışmak, arkadaş olmak. Fakat öyle korkuyorum ki reddinizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin, genç kızın Sultan Ahmet Meydanı�nda bulunmasından eski eserlere, Osmanlı sanatına düşkün olabileceği ihtimalini çıkardı. Eski şiirlerden, divan şiirinden hatırlamaya çalıştı ama heyecandan aklına sadece birkaç kelime geliyor, bildiği şiirleri bile tam hatırlayamıyordu. Aklına gelen kelimelerden cümleler kurmak için çabaladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Seher vakitlerinde uyanıp, bad-ı sabahtan soracağım seni. Bülbül yanarken gül sevdasına, benim ahım karışacak feryadına. Reddederseniz inanın rastlamazsanız ben kadar bedbahtına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aceleyle cebinden çıkardığı kağıda adını, telefonunu yazdı. Fırsattan istifade konuşmak isteyen genç kızı yine susturdu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Susunuz, söylemeyiniz fermanımı, bir hayır sözüyle kanar içimde güller kanar, fırtınalar kopar, gönlümde nice yangınlar çıkar. Bir gün, belki bir gün �Evet� derseniz olurum anca bahtiyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin, uzattığı kağıdı, nerdeyse zorla genç kızın eline tutuşturdu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sizi daha fazla rahatsız etmeyeceğim, dönüp gideceğim sizsiz kapkara olan hayatıma, ömrüme. Önce alınız bu kağıdı, son ümidim olarak bekleyeceğim, benimle tanışmak isterseniz ismim ve telefonum var burda. Hoşçakalınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümlesi biter bitmez ayağa kalktı ve hızlı adımlarla uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride şaşkın halde kalan genç kız bakışlarında buruk bir gülümseyiş, epey uzaklaşan gencin arkasından mırıldandı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-He didn`t let me tell something that I can`t speak Turkish (Söyletmedi ki, ben Türkçe bilmem)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-4464537277270354575?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/i-cant-speak-turkish.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-7954186333411309704</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:02:16.687-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Masumiyetim</title><description>Sana öfkelenmek bile mümkün değil, durmaksızın düşünürken seni, durmaksızın özlerken. Hırçınlığını alıp aklımın, yüreğimin tüm duvarlarına çarpıyorum. Yoruluyorum, yoruluyorum, kan ter içinde tüm rotalarımdan şaşkın yine kıyında alıyorum soluğu. Dizlerine kapanıp ağlamaktan nasıl utanmıyorum ben. Nasıl gururumu öfkeyle bastırıyorum. Tüm dizeler, tüm notalar can buluyor zihnimde, sesimde soluğumda tüm yoksulluğum yankılanıyor. Kırıldığım kadar kırabilseydim keşke seni. Keşke bende ruhumun eksiği ne varsa ruhunun eksiği sayabilseydim. Düşünürken hissetmesem, hissederken düşünemeseydim.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımdan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının hayatlarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıyorlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliğim kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığlık çığlığa dizelerim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebessüm sokağımın candan dostları yine aşındıracak kapımı kadir kıymetleriyle. Biri dokunacak yanağıma şevkat dolu sıcaklığıyla. Bir diğeri kadehimi dolduracak. Bir diğeri belki bir türkü. Bir diğeri de ben olacağım; türküyü duymadan, kadehe dokunmadan, ılığı hissetmeden yanağımda, yas duvarıma çökmüş yağmur duasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel seviyorum değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı güzellikte özlerim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı güzellikte üzülüp,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı güzellikte bakarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidişine�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevince böyle, böyle sevdaya bulanınca. Gönlünü, yüzünün gülüşünü, sesinin coşkusunu, hatta gamzesini yanağının veriyorsun pervasızca. Umur etmeden gidişleri, neyin varsa veriyorsun gidene. Sitemlerin zihninde dolanırken deli dolu, koşup geliyor vicdanın ak pak. Nefes alıyorsun sayesinde. Tebessüm konuyor yüzüne, gamzen sana yakışan yerde. Yüreğinin bir yanı şüphesiz yangın yeri hala. Bir yanı vicdanın kurtarılmış bölgesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masumiyetim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızıyla gökyüzü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki yakamoz da olacak elbet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir deniz istiyorsan�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşün olmayacaksa ben bir yolunu bulup gelmeliyim yanına. Mevsimine göre güneşe, yağmura, kara, ılığa, rüzgara sinip gelmeliyim yanına. Dağları geçerken yüzünün hasretiyle hızım artmalı rüzgarsam. Yağmursam bir seni ıslatır gibi yağmalıyım, kar olacaksam ille de parmaklarına, nefesimle ısıtışımı aklının gizlisinden çıkarırcasına. Belki de bürünüp en sevdiğin yeşile, her ağacın, her çiçeğin derisine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varmak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana varmaksa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalınayakta olsa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-7954186333411309704?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/masumiyetim.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-5713772476853110789</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:01:39.419-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>mutsuzluguma bir damla tebessüm</title><description>mutsuzluguma bir damla tebessüm serptin gelişinle...şimdi yalnızlıgıma yazdıgım mektupları kokluyorum...hepsi senin gbi kokuyor!ask gbi kokuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tesadüflerle dolu su hayatta basıma gelecek en güzel sey-din belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni,bana ragmen sevmeni özleyecegim sen gidince sensiz kalmaktan korktugum su satırlarda...her gözyaşımda,her gülüşümde,her sigaramda,her intihar etmeye kalkıştıgımda aklımda olacaksın.ben daha sonraları anlayacagım ve sensizligime sıgınacagım belki.mutlulugumu özleyecegim senle...senin benim oldugunu düsünecegim.ask bitmez diyecegim.tıpkı ezginin günlügü`nü dinledigim günlerdeki gbi olacagım yine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ask hic biter mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hicbir şey olmamıs gbi boslukta kaybolup gider mi?!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyecegim kendime.bazen olmadık kuruntularım olacak ama sen alısacaksın artık bana ve beni bir gülüşünle belki telefonda söyleyecegin 2 kelimeyle mutlu edeceksin..bense hic unutamayacagım senle ilk günümüzü sana sarıldıgımı o ilk karşılaşmamızda sana nasıl içten sarıldığımı..ve sunu bilecegim;kimseye öyle icten sarılamayacagım bi daha..kimsenin gözlerine öle bakamayacagım..belki sen hic bilmeyeceksin..nasıl beklediğimi seni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her sokakta sen olacaksın,her sorunun cevabında senden bir şeyler bulacagım..sensiz kalırsam ölecegim icten ice..kendini kaptırmalarım acı vermeye baslayacak zamanla...bu ask burada biter diyeceksin bana..o an öldügümü ne sen,ne dostlarım,ne de her hengi bir başkası anlayabilecek..icimden kopacaksın bir anda...bense icimdeki melegime yalvaracagım bu da bir rüya olsun diye..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi yerde bitecek ve ben ölecegim bunları düsünmek zor olsa da hicbir seyin sonu olmadıgını hep bilecegim kendimi yakacagım sonra ateslerimde..aglayacagım ; dudaklarım isyanda,gözlerim susuyor...her seyde seni görecegim;tekrar okudugum her kitapta,dagılmıs saclarını ve rüzgarları düsünecegim..okyanusları ve seni..aslında hepsinde seni görecegim baktıgım herseyde..bazen sevinçlerim bazense icimde kanayan bi yara olacaksın..izmir`e atın beni diye yalvaracagım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutluluguma okyanuslarca acı serpeceksin gidişinle..o an senle gecen dakikalarımda basımdan geçenleri hatırlayacagım .. içimdeki o kıpırtıyı..hicbir sey olmamıs gbi davranacagım sen varmıssın gbi zaman gelecek aynalarla,vitrinlerle bazen duvarlarla kkonusacagım ve sen olmayacaksın bunların hicbirinde...ben hep beklerken seni belki özler de geri döner diye sen tüm sessizliginle benden tamamen kopacaksın..gömüleceksin hic bilmedigim diyarlarda benden uzakta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarım kalmıslıgımla ben yine ask hic biter mi diyecegim..yine lanet aklımda olacaksın..duvarların ardından sesini duymaya calısacagım .. sigaram bile kanatacak beni dumanlarda bile seni görecegim ben tekrar ölecegim..olmamıs zamanlara inat ben de gidecgim bu diyarlardan..senin adını haykırıp bu yaşama...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-5713772476853110789?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/mutsuzluguma-bir-damla-tebessum.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-4106325010925517439</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:01:09.232-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>platonik aşk</title><description>Seni sevmek nedir biliyor musun? Hani güneş sabahın ilk ışıkların da sıcaklığını ve rengini gösterir ya insanın içi ısınır. Hani gece olunca yıldızlar pas parlak gösterir ya insanın gözleri kamaşır seni sevmekte böle bir şey yüreğimi ve bedenimi ısıtıyorsun sana baktıkça gözlerim daha bi parlıyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkların en acısı platonik aşktır seversin ama sevdiğin bilmez yada görmezden gelmez insana acı verir ellerini tutmak istersin, öpmek istersin öpemesin yüzüne ve saçlarına dokunmak istersin dokunamasın. Defalarca seni seviyorum, seni seviyorum diye haykırmak istersin ama hep susmak zorunda kalırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu tek kişilik ve adına platonik aşk dediğimiz bir aşktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platonik aşk işte sadece içinde beslersin resimlerine bakıp o güzelim hayallere dalı verirsin bazen de bir kadeh alıp resmine saatlerce bakıp dinlediğin müzikle de kendini kaptırı verirsin acılara yalnızlığa. Defalarca sana gönderdiği mesajları teker teker usanmadan okumaya başlarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, kıvırcığım ben seni senin haberin yokken seviyorum haberinde olacakmı inan bende hiç bilmiyorum düşündüğüm tek şey seni kaybetmemek. Aslında benim sevgim bir güneşi sevmek gibi işte. Güneşin parlaklığına ve ve sıcaklığından o kadar etkilenirsiniz ki ona dokunmak istersiniz ama asla dokunamazsınız bu imkânsız. Benim kide böle bişey iste sana da dokunmak imkânsız sen o kadar parlaksın ki o kadar güzelsin ki kıvırcığım belki beni yanında bile göremiyorsun yanında tutuştuğumu bilmeden yanımdan geçiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de o güzel ve masum yüreğinde bir sevda vardır belki sende benim sana tutuştuğum gibi sende birine tutuşmuşsundur ve hasretle belki olur diye bekliyorsundur kim bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani sana ben gül bebeğim diyorum ya çünkü sen gül kadar güzel bebek kadar ise masum ve özelsin. Evet, senin bu yazıdan haberin olurmu bilmiyorum olacağını da zannetmiyorum zaten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben daha bu adına aşk dediğimiz platonik aşka ne kadar katlanırım inan bende bilmiyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-4106325010925517439?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/platonik-ask.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-5026211940593473236</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T09:00:33.845-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Her güneş batışında</title><description>Baksana şu fırtınaya! Neden sence? Derken erkek, sesi yankılanıyordu denizle dağların arasında. Volkan gibi patlayan sözcükler denize düşüyor, dalga olup kayalarda parçalanıyor.Havada dağılıp dağlara çarpıyor. Sersemleşiyor,sersemleşiyor, sersemleşiyor&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Buraya neden çağırdın? Dediğinde dalgalar dahi hırçınlaşmış, kırlangıçları havada yutmak ister gibi hali vardı, ucu görünmeyen denizin.Sakindi oldukları yer! Hiç kimse bilmezdi bu antik kalenin muhteşem manzarasını. Bir onlar bilirdi� Hep gelirlerdi buraya; �Hep gelirdik buraya.Her güneş batımında el sallardık,uğurlardık öpücüklerimizle. Hatırlar mısın?�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Buraya neden çağırdın? Dedi kısık sesle tekrar kız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hep şu surların üzerinde seyrederdik değil mi? Başka yer beğenmezdin. Sesimi çıkartıpta �bir günde şuradan seyredelim demedim sana� Oranın öteki yerlerden farkı yoktu oysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır dedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır olan ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İlk orada oturmuştuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ha evet! İlk orada oturmuştuk, doğru! Kim bilir benden başka, daha kimlerle ilkleri yaşamışındır orada? Dediğinde gün batımına bakan kız, hiddetle döndü adama. Hiçbir şey demedi. Gözlerine baktı sadece! Başını eğdi adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hatırlar mısın? Senden gitmiştim.Arkamı döndüğümde bir daha dönmemek üzere yemin etmiştim� Ben artık yokum sende. Derken kolunu sıktı erkek! Kendine doğru çekip yüzünü yüzüne getirdi. Sessizce kaldılar bir süre. Güneş veda ediyordu şimdilik surlara�.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sen de bunu hatırla o halde! Bu sessizlik nasıl da huzur verirdi yanındayken. Gidişini seyrederdik güneşin. Hiç konuşmazdık. Tatlı tatlı eserdi rüzgar. En çok da saçlarına. Dalgalanırdı ya dayanamazdım. Sımsıkı sarılmak isterdim. İnatçıydın o zaman. Sadece güneşin batımını seyrederdik. Eve gidince batan güneşin ardından ayinler düzenlerdik mum ışığında� Sessizlik hüküm sürdü bir süre.Yırtıcı baykuşlar, teker teker felaketin tellallığını yaptılar. Güneş artık gitmeye yüz tutmuştu�.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet o zamanlar öyleydi. Huzuru bulurduk burada ama sessizlik çare değil bu sefer, baksana! Şimdi içimi acıtıyor sessiz konuşmalar. Buraya yüzüme bakmak için çağırdıysan, gidiyorum. Evden merak ederler,demişti buğulu sesiyle. Güneş erkeğin yüzünü kızartmıştı. Alacalı rengiyle süslemişti. �gitmeden son kez� dedi erkek! Ne yapacağını şaşırdı güneş. Kızın yüzü kızardı utancından. Kıskandı güneş. Gitmeden son bir kez ısıttı adamın yüzünü. �öp beni� Benden sonrakileri burada öptüğün gibi öp! Anılarımızı koruyan şu surların üzerinde, seni fetheden erkekleri öptüğün gibi öp. O günler seni gizlice seyrettiğim için kızarsan eğer, cezama hazırım� Derken yaklaşmıştı kıza.Yıldızlar bu ana şahit olmak için çıkmaya başladılar teker teker. Meraklı olanları güneşin gitmesini beklemeden, kendilerini göstermişlerdi bile. Rüzgar surlarda kırılsa bile yüzlerde hissediliyor, dalgalar hırçınlaştıkça; gaddarlıklarını kayalarda gösteriyordu. Kaledeki deniz feneri bile bu fırtınalı havaya uymak için açmıştı ışıklarını. Aralıklarla kızın yüzüne vuruyordu fener. Sıra yarasalarındı. Etrafında dönmeye başladılar deniz fenerinin. Döndüler, döndüler döndüler�.Öptü kızı adam! Öptükçe, dalgalar, surlara yetişmeye çalışıyordu. Elini adamın göğsüne koydu kız. Fener vurdu yüzlere. İttirdi kız adamı. Döndü yarasalar çiftin etrafında�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Senden neden ayrıldım, hiç sebebini sordun mu peki? Derken sesi çatallaşmıştı. Beni bir tek buraya getirirdin. �güneşin ışıkları temizler buradaki bütün kötü ruhları� derdin. Bende seni takip ettim. Kız kardeşimle gördüğüm o son gün senden gittim. Beni aldattığın için gittim.seni cezalandırmak için,yaşayan anıları öldürmek ve kendimi rahatlatmak için. Güneşinin tüm kötülükleri temizlediği bu yerde, bir sürü kötülük yaptım. İyi mi yaptım? Hayır! Dedi ve rüzgarın uğultusu eşlik etti yarasalara. Çılgınca dans etmeye başladılar. Bu akşamın güneşe son ayiniydi yapılan dans. Dans etti yarasalar,battı güneş tamamen. Adak gerekiyordu. Batan güneşe adak gerekiyordu. En küçüğe saldırdı yarasalar. Belli ki karınları açtı.Çığlıklar yükseldi yükseldi yükseldi, sonra da düştü de parçalandı kayalarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahkahalar çınladı ardından. Katıla katıla gülüşmeler! Çın çın gülücükler fırlatıyorlardı. Yarasalar fenerin etrafında dört dönerken dalgalar, fırtınaya ayak uyduruyorlardı. Sarıldılar birbirlerine.Kendi etraflarında dönerlerken kahkaha sarhoşu olmuşlardı belli ki. Yorgunluktan oturdular surların tepesine. Hiç konuşmak yoktu.Yaptıkları günlük oyunu oynamak keyif veriyordu onlara� Sessizliği bozan kendileri değildi. Mutluydular. Oturdukları yeri deniz feneri bile aydınlatamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Buraya neden çağırdın dedi kız neşeli ses tonuyla. �İstemiyor musun yoksa?� derken duyulmamıştı adamın sesi rüzgar yüzünden. Ne kadar çok şey yaşamıştık. Aldatmıştık birbirimizi! Tekrar birbirimizin olmuştuk ama. Kavuşamadık sandılar bizi! Öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Seni seviyorum! Her güneş batışında bu anı yaşayıp sonra tekrar ayrılmak kötü olsa da, şu dakikaları yaşamak için intihar edişim bile değdi, derken kız,rüzgar şiddetini arttırdı. Bir yıldız kaydı gökten. Bir yarık oluştu denizde. Dalgaların sesine, ruhların çığlıkları karıştı. Sessiz çığlıklar sürerken, surun üstünde saçları rüzgarda dalgalanan bir kız göründü. Yarasalar şahit oluyordu bir tek� Bir yıldız kaydı gökyüzünde. Giderken kana bulamıştı her yeri! Utanıpta kızarmış, kızardıkça akşama saklanmıştı. Suçu yoktu güneşin. Kimse inanmadı, kırmızdan güneş suçluydu. Sorsalardı belki, meraklı yıldızlar bile söylerdi gerçeği!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-5026211940593473236?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/her-gunes-batsnda.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-8811320433633899165</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:59:45.814-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>sevmek;</title><description>sevmek; bakmak değil görmekse eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; yanındayken başını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;omuzuna koyabilmekse eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ SEVİYORUM....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; senle iken yere daha sağlam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;basabilmekse eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hissetmekse eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ SEVİYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni ısıtmaksa eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; sevdiğini çığlık çığlığa söylemekse eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ SEVİYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kopmasıysa eğer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakabilmekse eğer,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-8811320433633899165?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/sevmek.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-838238602753828600</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:59:07.757-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Kokun burnuma çalınıveriyor</title><description>Issız gecem ve ben...Bu şafak ağırır mı?Sanmıyorum.Bekliyorum,bekliyorum.Kulağım duvar saatinin tik tak seslerinde,gözlerimse zamanın yavaş akışını şaşkınlıkla izlemekte,yok bu geceden sabah olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğimin daralışını belki ılık bir duş hafifletir düşüncesiyle,suyun altına atıyorum kendimi.Biraz olsun kendime geldiğimde ,bir havluya sarılıp kurulanıyorum ve bir an aynaya dalıyor gözlerim...buğday tenim,fırçalamaktan yorulduğum upuzun saçlarım,bendim ben.İri kara gözlerim,uzun siyah kaşlarım ve dudaklarım...Doyamadım kendime bakmaya bu gece,sevmediğim kendimi öyle beğendim ki,bir zaman uzandım sedire,hayalin canlanıverdi gözümde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın geliyorsun,biliyorum bu güzelliğimin tek nedeni...Ya bu gece sabah olacak mı ki bu soru beynimi alt üst ediyor.Yüce rabbim nasip edecek mi seni görmeyi?Dua ediyorum,bir kez sarılayım sana,düşüncesi bile kor ediyor yüreğimi,eriyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum seni,adın dudağımda,büyük bir otobüsün cam kenarında oturuyorken ,gözlerin yüreğimi delecek kadar derin bakıyor ve ele veriyor özlemini,sevigini...Kokun burnuma çalınıveriyor apansız ve katlanıyor sabırsızlığım ama umutluyum,biliyorum tan ağıracak ve gözlerimi açar açmaz olacaksın yanımda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi planladım ama her şeyi.Sevdiğin gibi kurdum sofrayı,en sevdiğin yemeği yaptım.İçkine karışırdım ya bu kez onu da aldım masamıza.Kokulu mumlarımızı yaktım giderken bıraktığın.Siyah elbisemi hazırladım,doğallığımı seversin ya,pek takıp takıştırmayacağım,bıraktığın gibi bul beni istiyorum.Zaten gidelidir değişmedi ki hiç bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz kapaklarım ağırlaştı düşünürken tüm bunları ve sonunda hafif bir uyku çektim.Artık dinlenmeliydi zaten düşüncelerim.Sonunda kurtuldu gece benden, ben de geceden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrkilerek uyandım,ve şükürler olsun ki,tan ağırıyordu,bu sabah seni bana getirecekti...Ağırca doğruldum ve giyindim.Hazırlıklarıma göz attım son bir kez ve evet hazırdı.Uzun bir bekleyişteydim,sanki benimle birlikte tüm eşyalar bekliyordu gelmeni...Vazodaki çiçek,koltuğun,kitapların.Hepsi heyecan dolu görmeyi istiyorlardı seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm kapı zilleri çalıyordu sanki,benim kapım hariç ve her dakikada ölüyordum biraz daha korkumdan.İşledi zaman,tüm ağlamalarıma rağmen,getirmedi seni bu sabah bana..Öğle oldu,ağlamaktan kızardı gözlerim,eşyalar dağıldı,toplandı sofralar,mumlar söndü,gün acımasızca işledi kanıma.Kölesi etti beni sensizliğimin...Sen kim bilir hangi kadına giderken,ben ağlıyordum güneş ışığının altındaki karanlık evimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen hiç bilmedin...!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-838238602753828600?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/kokun-burnuma-calnveriyor.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-5295473393156944516</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:58:31.589-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>kimi aşka hala inanıyor</title><description>Aşk ile tanışmamız çok küçük yaşlarda olmuştu henüz on bir yaşında aşık olurmu insan derlerya aşkın yaşı yoktur evet aşkın yaşı yokmuş bunu en iyi yaşıyan ve tastik eden benimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle temiz dugulardıki şimdiki zamanda o duyguları yaşamak mümkün değil şimdiki aşklar çok basit yaşanıyor seni seviyorum demek ağızlarda sakız gibi söyleniyor, kimi aşka hala inanıyor kimi ise ne aşkı mantık diyor aşk kelimesine gülüp geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce kalbimin bambaşka atışını hissettim onu ilk gördüğüm anda o yıl yeni gelmişlerdi bizim köye babası ilkokul öğretmenimiz mehmet hocaydı eski öğretmeninin tayini çıkıp gitmiş yeni öğretmenimiz mehmet hoca bizim köye tayini çıkmıştı ,Fulyayı her gün yanımda olsun istiyordum üstelik daha on bir yaşında ilkokul beşinci sınıfa gidiyordum Fulya ise dördüncü sınıfa gidiyordu köy ilkokulu olduğu içim birinci ikinci üçüncü sınıf giden öğrenciler öğlenci dördüncü ve beşinci sınıflar sabahtan eğitim görüyordu yani fulya ile beraber okula aynı zamanda aynı sınıfta eğitim görüyorduk hemen hemen her gün beraberdik o da beni çok seviyordu bir gün görmese hemen bize geliyordu nerdesin sen diyordu çok alışmıştık bir birimize bazen evcilik oyunu oynardık cocukların her zaman oynadığı oyunu ben baba olurdum o anne kardeşi emel ise kızımız olurdu sanki içinde yemek varmış gibi boş kaplardan yemek yerdik ben ona karıcım derdim oda bana kocacığım şimdi düşünüyorumda tebessüm ediyorum o güzel yılara .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç gün Fulya okula gememişti merak ediyordum nerde kaldı bu kız içim içimi yemekte çok meraklandım kardeşi emel`e sordum ablan nerde ablam çok hasta evde ateşler içinde yatıyor dediğinde yüreğim cız etmişti korkmuştum emel çok hasta dediğinde ona bir şey olursa yaşıyamazdım oda beni çok severdi onu mutlaka görmeliydim babamın verdiği harçlıkları harcamaz biriktiridim koşa koşa bakkala gittim fulyanın en çok sevdiği çikilota`dan üç tane aldım doğru okulun lojmanına kapıyı tıklattım kapıyı bana fulyanın annesi nilgün hoca açmıştı buyur oğlum Murat hoş geldin şey dedim Fulyayı görebilirmiyim tabi dedi içeri geçersen görürsün içeriye geçtim fulya yatakta yatıyordu cocukluk işte annemin veya babamın bana yaptığı gibi elimi fulyanın anlına değirdim ateşi varmı yokmu birazcık vardı eylemin dediği gibi korkulacak bir şeyi yoktu ama üşütmüştü kendini halsizdi hissediyordu hepsi bu ama yinede korkmuştum beni görünce fulya sanki biraz daha iyileşmişti o sırada odada kimse yoktu çikilota için teşekür edip yanağımdan öpmüştü içim bambaşka olmuştu cucukça duygulardı saf ve tertemiz fulyanın beni ilk öpüşüydü bu bir kaç gün sonra ilaçlarında yardımı ile iyileşmişti artık okula geliyordu tenefüste oyun oynuyorduk yağ satarım bal satarım islam ölmüş ben satarım o gün emel sesli bir şekilde ablam murat abiyi çok seviyor ablam murat abiye aşık evlencekler dediğinde herkez şaşırmıştı bilhassa ben hem utanıyor hemde seviniyordum fulya beni seviyor diye utanmasam oynuyacaktım ama belli ettirmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokul öğretmenimiz mehmet hocanın sınıfta anlatığı bir hikaye çok duygulandırmıştı bizi Atina ile Sofyanın hikayesiydi Atina ile Sofya cocukluktan beri biri birini seven iki gençti Atina ilkokuldan sonra okuyamamış Sofya ise Öğretmen olmuştu yıllar sonra ayrılmak zorunda kalmışlar Atina şehirler arası garajda hamallık yapıyordu ve bir gün en acı olayı yaşamıştı yolcuların valizlerini otobüsten taşıyordu yine graja otobüs gelmiş yolcuların valizlerini taşırken tesadüf sofyanın valizini taşıyacağı sırada bir an sofya ile göz göze gelmişler o an duyguların en hüzün verici anıymış iki seven insan için Mehmet hoca yıllar sonra liseyi bitirmeyen insanlar çobanlık bile yapamaz hale gelecek o sebeple bize okumamız için nasihatlerini eksik etmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz tatili gelemesine okula giden diğer cocular çok sevinirken ben aksine üzülüyordum çünki fulyayı göremiyecektim her gün babam kesin yaz tatilinde ya koyun otlattırıyor yada tarlada çalışan işçilerimize su yemek taşıttırıyordu köyden , işte o zamanlar çok özliyordum fulyayı yine tarlaya götürmüştü babam bir gün işçilerin suyu bitmiş destiyle suya göndermişti köye hemen okulun bahçesine gittim fulyayı görecektim ama yoktu biraz bekledim kardeşi emel evden dışarıya çıktı ne haber murat abi yok bir şey ablan evdemi evet dedi emel çağırayım az sonra fulya koşa koşa bana doğru geldi gelir gelmez boynuma sarıldı beni üzlediği her halinden beliydi sonra okulun arka duvarından atlayıp kırlara çıktık el ele babam köyde beni arıyordu vakit fulaynın yanında su gibi akıp geçmişti bizden habersiz ilk sopamı fulya yüzünden yemiştim o gün babam beni kırdan dönerken fulyanın yanında dövmüştü cocuk bile olsam gurum vardı ve sevdiğim kızın yanında sopa yemek sopadan daha acı veriyordu babam her tokat atışında fulya yalvarıyordu ne olur vurma nazmi amca ne olur vurma ben istedim aslında murat suyu doldurup gelecekti tarlaya ben engel oldum deyince babam yanımızdan ayrıldı teselli veriyordu bana fulya üzülme babandır o senin döverde severde yok be fulya benim canım sopadan değil senin yanında bana vurması benim canımı acıttı deyince boş ver üzülme biz arkadaşız yabancınmıyım diyerek sımsıcak sevgisi ile göz yaşlarımı elleriyle silmişti daha sonraki zamanlardada çok sopa yemiştim babamdan fulya yüzünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk defa ortaokulda ayrılmıştım ondan ben orta bire gidiyordum fulya ise ilkokul beşe o yıl üstelik kasabada yurtta kalıyordum ancak cumartesi pazar köye geliyor fulya ile görüşüyordum o yıl derslerim aslında iyidi ama bile bile sınıfta kalmıştım beraber aynı sınıfta okuruz diye hislerimde yanılmamıştım seneye babam yine okula kaydımı yaptırmış şansımız yaver gitmiş fulya ile aynı sınıfta eğitim görecektik üstelik mehmet hoca kasabaya arabasıyla okula götürecekti her şey benim istediğim gibi oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceleri gizli gizli ağlardım eski giden öğretmen gibi Fulyanında babasının tayini çıkıp köyden giderlerse diye daha şimdiden korkuyordum ayrılamazdım Fulyadan çok seviyordum onu fulya benim ilk aşkımdı yanımda olsa bile özlüyordum ne zaman buluşsak dizlerim titrerdi heycandan konuşamazdım ya ağzımdan kırıcı bir söz çıkarsa ya kalbini kırarsam diye pek konuşmazdım yanında en çokta buna kızardı Fulyaya bir gün gelip babasının tayini başka yere çıkıpta giderseniz diye çok korktuğumu onsuz yaşıyamıyacağımı ağlıyarak anlatığımda bana saçmalama aşkım canım sen benim sevgilimsin hiç ayrılmıyacağız diye sevgi dolu teselli verirdi bende çok naz yapardım nazımı çok iyi çekerdi saçlarımı okşardı canımsın sen benim derdi cocuksu duygularla arabeks filmlerinin çok sık televizyonlarda gösterimde olduğu yıllardı ikimizde çok severdik arabeks filmelerini ferdi tayfur olsun orhan gencebay olsun küçük emra ve diğerleri ne zaman o tür filmler seyretsek ağlardık ikimizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir araya geldiğimiz zaman hayaller kurardık gelecek için Fulya okuyacak annesi ve babası gibi öğretmen olacaktı ben okuyup ya öğretmen yada doktor olacaktım evlenip cocuklarmız olacak ne güzel hayallerdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sanki su gibi akıp gidiyordu orta son sınıfta okuyorduk o yıl okuldan fazla kaytarıp kasabanın parklarında el ele dolaşıyorduk nede olsa yavaş yavaş gençliğe adım attığımız yıllardı ben on beşine girmiştim Fulya on dört yaşına girmişti parklarda dolaşırken şaka ile karışık bazı küçük kaçamaklarımız oluyordu aşkımız gün geçtikçe dahada artıyordu o yıl ilk dönem benim iki Fulyanın dört zayıfı vardı karnesinde bu bizi üzüyordu mehmet hocaya nasıl söylerdik ikimizide dövecekti azmı emek vermişti mehmet öğretmen sabah erkenden kalkar bizi arabasıyla kasabaya okula bırakıyor sonra köyde okulda öğrencilerine ders anlatıyordu haklıydı bizi dövmesi benide kendi öz oğlu gibi severdi karnemizi aldığımızda bir birimize sitem ediyorduk Fulya ile Fulya diyor sana uydum derslerime kendimi veremedim ben diyorum bende sana uydum eee dedi fulya ya babama ne diyecez ben asla babana yalan söyliyemem karneler bir bir kaç gün sonra verilecekti Fulya bana yardımcı ol Murat nasıl dedim babam sorarsa aynı sınıftayız ya Fulyanın dersleri çok iyi teşekür alacak tamam dedim senin için bunu yaparım ama ben iki zayıfım var yalan söyliyemem peki dedi sohbet bitince mehmet öğretmenin arabası köy garajında bekliyordu arabaya doğu yaklaştık sohbeti başka şeylere değiştirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse az sonra mehmet öğretmen arabaya geldi cocuklar nasılsınız bakayım iyiyiz hocam bu gün ilk dönem bitti çok kurnaz ve akıllı biriydi mehmet öğretmen karneler nasıl ben hemen atıldım benim iki zayıfım var öğretmenim olsun dedi çok çalışır kurtarısın ya sen fulya çok iyi baba teşekür alacam ya afferin benim kızıma mehmet öğretmen kül yutarmıydı bunu düşünememiştik okuldan ders notlarını almıştı bu anlaşmayı kim yaptı kimin aklına geldi dedi önce şaşırmıştık ne anlaşması sen murat doğru söyledin ama Fulya yalan söyledi sende Fulyanın yalanına ortak oldun bu ortaklığı kim teklif etti Funda diyor ben ben diyorum ben murat sen bana hiç yalan demedin bu güne kadar bir daha sorunca ben susmuştum ben susunca o gün fulyayı arabanın içinde benim yanımda kaç kere dövmüştü babası ,Fulyaya her vurulan tokat benim canımı yakıyordu ama elimden bir şey gelmiyordu çok sert adamdı hala bu yaşımda görsem saygıda kusur etmem üzerimde çok hakkı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimizde çok çalışıp ortaokuladan mezun olmuştuk sıra şimdi lisede idi kaydımızı yaptırdık yine aynı sınfa gidiyorduk bu çok iyidi derslermize çok çalışıyorduk lise bir de bitmişti ikimizde lise ikiye geçmiş yaz tatiline girmiştik fakat korktuğum başıma o yaz tatilinde gelmişti Fulyanın babasının tayini çıkmıştı bu çok acı bir şeydi yaz tatili olduğu için tarlada çalışırken babama hasta numarası yapmıştım sen eve git demişti taraladan köye gelene dek numarama devam ettim babama belli olmaz beni takip edebilirdi siğaraya yeni başladığım dönemlerdi siğarayı paçamda çoraba saklıyordum eve gelir gelmez bir siğara yaktım Fulyayı görmem gerekiyordu iki gündür görememiştim sanki iki asır gibi gelmişti bana hemen okulun lojmanına gittim lojmanın arka tarafındaki duvardan gizlice pencereye doğru bakıyordum pencere açıktı ama içerisini göremiyordum pencerenin yanındaki elma ağacına çıktım şimdi pencereden odayı görebiliyordum evet evet fulya ile kardeşi emel odada müziği açmışlar dans ediyorlardı kendi kendilerine eğleniyorlardı Bir ara emel ablacım çokmu seviyorsunuz murat abi ile bir birinizi evet çok seviyoruz peki dedi biz başka şehire gidiyoruz nasıl ayrılacaksınız olsun böylede severiz bir birimizi dediğinde ben anlamıştım tayinlerinin çıktığını sonra emel odadan çıkmıştı sesizce Fulya fulya diye seslendim pencereye geldi ne işin var burada murat baban kızacak yok kızmaz hastayım diye numara yaptım hadi gel kırlara çıkalım seninle tamam dedi az sonra yanıma glemişti babası mehmet öğretmen evde yoktu el ele kırlarda bayırlarda bir kaç saat dolaştık Fulya çok durgundu neden böylesin Fulya yok bir şey var bir şey diye üsteleyince biz taşınıyoruz bu köyden babamın tayini çıktı biliyorum deyince nasıl biliyorsun sizi seyrettim bir saattir pencereden herşeyi duydum bir birimize sarılıp ağlamıştık bu kadere şansa o gün kaç kere isyan edip sarılarak ağladığımızın sayısını bilmem söz vermiştik nerede olursak olalım bir birmizi seveceğiz diye unutmıyacağız diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz tatilinin bitimine bir iki hafta kalmıştı fulyanın babası tayini çıkcağı şehirden daire satın almıştı dairenin ufak tefek işleri için karısı ile tayini çıktığı şehre gidecekti beni evden çağırdı babama Nazmi abi biz eşimle tayinim çıkan ile gideceğiz Murat bizim cocuklara arkadaşlık etsin bu gece olurmu tabi öğretmen bey ne demek o gece beraber olacaktık mehmet öğretmen ve hanımı gitmişlerdi ben fulya ve emele korkmamaları için arkadaşlık yapacaktım emel akşam erkenden uyumuştu daha doğrusu biz uyumasına sebep olmuştuk baş başa kalalım diye birkaç bardak süt içirdik emele ardından masal okumuştuk emelde uyumuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sabaha kadar ellerim Fulyanın omzunda sabaha kadar sarmaş dolaş sohbet ettik nasıl dayancaktık biz bu hasrete o gün sabah uyumadan çok çabuk olmuştu sabah erkenden mehmet öğretmen kiraladığı kamyon ile gelmişti eşyaları yüklemiştik tek tek köylü ile helalleşmişti köylü mehmet öğretmeni çok seviyordu önden kamyon hareket etti ardından mehmet öğretmenin arabası fulya ile emel arabanın arka koltuğunda oturuyordu ben insanların içinde zor tutuyordum kendimi ağalamak için ama Fulya iki gözü iki çeşme ağlıyordu göz göze gelmiştik araba yanımdan geçeken sanki hoşça kal der gibi el sallıyordu bana ayrılmışlardı bizim köyden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fulyanın yokluğu beni bambaşka bir insan yapmıştı asi ve kavgacı köyde herkez benden korkardı küçük bir sözde büyük küçük dinlemez döverdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç hafta sonra lise ikiye gidiyordum ama okumak bana zevk vermiyordu okulda kaç öğrenci dövdüm bilimyorum yoktu işte fulya sanki hırsımı başkalarından çıkarıyordum lise sona ittire kaktıra geçmiştim son sınıfta girdiğim ünüversite sınavlarında eğitim fakültesi ve tıp fakültesini yüksek puanla kazanmıştım kazamasınada okuldaki kavgacı kimliğim yüzünden müdür yardımcısı beni sınıfı geçtiğim halde sınıfta bırakmak için elinden geleni yapmıştı ve dediğide olmuştu lise diplomamı bir kaç yıl sonra aldım, geleceğimle oynıyan müdüründe sonu hazinle bitmişti bana oynadığı oyun yanına kar kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Fulyanın eğitim fakültesinde okuduğunu öğrendim çok sevinmiştim onun adına yıllar çok çabuk geçmiş askerliğimi yapıp şehirde işe girmiştim aklımdan çıkmıyordu Fulya onunla çok güzel yıllarım geçmişti küçük kardeşide öğretmen olmuştu üstelik benim yaşadığım şehirde görev yapıyordu genç yaşta trafik kazasından öldüğünü gazateler yazmış ama benim haberim olmamıştı aslında her gün gazete alırdım dalgınlığıma gelmişti çok üzülmüştüm çok iyi kızdı emel aynı ebru gündeşe benzerdi fulya ile beni azmı güldürürdü şarkı türkü söylerdi seside çok güzeldi aynı şarkıcılar gibi taklit yapardı genç yaşta ölümü bizi çok üzmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştığım iş yerinden türk telekomun bilinmiyen numaralarını aradım Mehmet Ercanın telefonunu alabilirmiyim nerede ikamet ettiğinide biliyordum numarıyı aldım baş sağlığı dilecektim nede olsa ilkokuldan öğretmenimin kızı bizimde kardeşimizdi heycan ile telefonu çevirdim telefonu Fulyanın annesi açtı ben murat filanca köyden öğrenciniz murat deyince nilgün hocam çok sevinmişti başınız sağ olsun sağ ol evladım dostlar sağ olsun köyden giderken yeni doğan erkek evlatları erdoğan mühendislik okulunda son sınıfta okuyormuş nilgün hocaya funda dedim neler yapıyor öğretmen oldu funda sonrada doktorla evlendi başka ilde ikamet ediyorlar dedi mehmet hocam nerde dışarıya çıktı evladım dedi cep telefonunu aldım mehmet hocamı ararken elim saygıdan titriyordu ben murat deyince hemen tanıdı ama pek memnun olmuş hali yoktu sanki bana kızıyor gibi baş sağlığı diledim teşekür ederim dedi konuşmak istemiyor hali vardı sanki nedenini biliyordum ben ünüversiteyi okuyamadım diye kızıyordu ümitliydi benden evet hocam çok haklıydı okuyup karşısına bir işçi olarak değil öğretmen veya doktor olarak çıksaydım hem mehmet hocam övünecekti hemde Fulya ile evlenme ihtimalim olacaktı ama hayat bazen insanın yüzüne gülmek istemiyor veya herkeze aynı adaletle davranmıyordu ne yazıkki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fulyadan sonra bir kaç çıktığım kız vardı ama benim aradığım Fulyadaki sevgiydi hiç birinde Fulyadaki o samimi o saf sevgiyi ve aşkı bulamıştım hiç biri seni seviyorum kelimesini içtenlikle Fulya gibi söylememişti bana son zamanlarda biri vardı hayatımda Fulyaya çok benziyen ama oda gerçekmi hayalmiydi belli değildi yani yaşım kaç olursa olsun içimdeki cocuk hala onbir yaşındaydı cocukluk aşkım Fulyayı hala unutamamıştım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Hikayede adı geçen kişi isimleri tamamen hayal ürünüdür gerçekle yakından uzaktan ilgisi yoktur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-5295473393156944516?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/kimi-aska-hala-inanyor.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-3537902167721178771</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:57:48.174-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>dik yürü</title><description>İnceden inceye bir yağmur yağıyor. Hani şu ahmak ıslatan cinsinden. Şemsiyem yok, yani ismine yakışır bir şekilde beni ıslatıyor. Karşılıksız bir aşk için bu kadar acı çekene "Ahmak" denmez de ne denir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kaldır başını aslanım, dik yürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül bakayım, nedir bu halin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ağlamadığın kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;. . . . . . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bakacaksın ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu düşünmeden bir saatin geçmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşıracaksın. Başka bir gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi adını anacak yanında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;�-Hiç yabancı gelmiyor, kimdi o? �&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyeceksin, sonra hatırlayacaksın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O`nu ve bu günleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse sebebini sormasın diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizlice güleceksin. . . "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı çekiyorum, gün gelir unuturum. Mantığım unutacağımı söylüyor ama yüreğim ezim ezim eziliyor, sanki dünyanın sonu geldi. Böyle üzülüp duracağıma bir güzel ağlayım, belki rahatlarım diyorum. Yağmurda ağladığım da fark edilmez. Üstelik sokakta kimse yok. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayamıyorum gururum engel oluyor, Neymiş efendim "erkekler ağlamaz". Oyalanacak bir şeyler düşünüyorum, elime anahtarlığımı aldım; tespih gibi çeviriyorum. Dudağımda bir ıslık, ıslığıma hüzünlü bir şarkı dolandı. Neşeli bir melodi bulayım dedim, sonra vazgeçtim. Çünkü üzülüp boşalmak, ferahlamak istiyorum, unutmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit akşam, yağmurun sesiyle ayak seslerim birbirine karışıyor. Ankara caddeleri çamurlu, sokaklar boş. Yalnız bir kaç saniye önce geçen araba hariç. Zaten o arabada üstüme su sıçratmaktan başka işe yaramadı. Çamur sıçratmasına aldırmadım bile. Boş sokaklarda ıslanarak bir süre daha yürüdüm. Artık yeterince ıslandım, yeterince ferahladım. Evime, bekâr evime dönmeliyim. Ana caddelere doğru yöneldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O`nu hiç tanımadım, o bana hiç acı çektirmedi, hatırladıklarım bir filmden aklımda kalanlar. Evet, evet, unutmalıyım onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüs durağına vardım, yolda insanlar koşuşturuyordu ama durakta sadece bir genç kız vardı. Islak giysilerimden utandım, ondan olabildiğince uzak bir köşede durdum. İçimden söylediğim şarkılar, yavaş yavaş neşeli olmaya başlıyordu ki, kızın ağladığını fark ettim, üzüldüm ama güldüm. Nasıl tarif etsem, hani "buruk gülüş" derler ya işte öyle. Kendi kendime "Al başına, bir gariban âşık daha. "dedim. Aldırmayım dedim ama olmuyor, yanına yanaştım. Güzeldi, yaşı da benden birkaç yaş küçük görünüyordu. Yanına yanaştığımı fark edince ağlamasını gizlemeye çalıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merhaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl biri olduğumu anlamak için yüzüme baktı, tereddütle konuştu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merhaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümseyerek konuştum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Siz şanslıymışsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Niçin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Baksanıza yağmur benim her tarafımı ıslattı, sizin sadece gözlerinizi ıslatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerini kurularken gülümsemeye çalıştı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gerçekten fena ıslanmışsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biraz yürüdüm yağmurda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok mu seviyorsunuz yağmurda yürümeyi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Severim ama bu kadar ıslanacak kadar değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Öyleyse niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bir gönül yarası aldım da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisine yakın biri, derdine bir ortak bulduğuna sevindiği belli oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya sizin gözlerinizdeki yağmur niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bende de bir gönül yarası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karanlıklar, güneş çıkana kadar hüküm sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Benim karanlığım geçici değil, güneşsiz. Çünkü; ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anlatmak ister misin? İyi bir dinleyiciyimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paylaşmaya ihtiyacı olduğu belliydi. Bir an durdu, sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İsterim ama sen de anlatacaksan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Önce sen anlat, şu anda senin daha çok ihtiyacın var konuşmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anlatmaya başladığı sırada otobüs geldi, binmeyeceğimizi anlayınca geçip gitti. Yağmur kesilmişti. Cadde boyunca beraber yürümeye başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Geçen yıl beni takip etmeye başladı. Efendi davranıyordu, yanıma gelip rahatsız etmiyordu. Sanki sadece dikkatimi çekmek istiyordu. Bunu da başardı, yakışıklıydı. Neyse bir gün yanıma geldi, mahcup bir ifadeyle tanışmak istediğini söyledi. Ayaküstü biraz konuştuk. Beni beğendiğini, bir süredir takip ettiğini söyledi. İyi birine benzediğine karar verip, az bir nazlanmadan sonra arkadaşlık teklifini kabul ettim. Birkaç gün sonra pastanede buluşup konuştuk. Bir süre bu tür buluşmalar, konuşmalar devam etti, sonunda ilan-ı aşk ve evlilik teklifi. . . Tabi evliliği hemen istemiyordu, bitirmesi gereken işleri varmış onları halledince ailelerimize konuyu açacakmış. . . Normal karşıladım, kabul ettim ama yine de daima ölçülü davrandım, bazı işadamlarının bu tür vaatlerle genç kızları kandırdığını bildiğimden. . . İş adamı olduğunu söylemiş miydim? Üç arkadaşıyla küçük bir ticari ortaklıkları vardı. Neyse ilişkimizde daima ölçülü davranınca bana karşı gittikçe soğuk davranmaya başladı. Evlilikten söz edince de hep acele etmememi, sabırlı olmamı öğütlüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bir gün onu başka bir kızla gördüm. Bu günkü buluşmamızda gördüğümü söyledim, önce inkâr etti, ben üstüne gidince itiraf etti; �Tamam tamam, bir kız var, seni istemiyorum artık. Bıktım senin nazlarından. "dedi. Ağlayarak kaçtım. Çok üzülmüştüm ama yine de şükrediyorum onun gerçek yüzünü evlenmeden gördüğüme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teselli edici bir şeyler söylemek istedim. O`da bunu bekliyordu ama aklıma bir şey gelmiyor. Dostça elini tuttum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Fakat bu olay sayesinde birer arkadaş, dost bulmuş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimi samimiyetle sıktı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Haklısın. . . Şey. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ümit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Mehtap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit epey geç olmuş, hava da serinlemişti. Hafifçe titrediğini fark ettim, anlaşılan üşümüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Üşümemen için ceketimi vereceğim ama ıslak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Düşündüğün için sağol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizlemeye çalışıyorum ama ıslak elbiselerle ondan daha fazla üşüyorum. Titremeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vakit çok geç oldu, seni evine bırakayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Senin hikayeni dinlemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu günlük bu kadar yeter, bende başka zaman anlatırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sen titriyorsun. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır, dans ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne dansı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Zatürree dansı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gidelim hasta olacaksın. Şey. . . Evime bırakmana gerek yok. Bir daha görüşecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tabi arkadaş değil miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Arkadaşız. Hımm adreslerimizi, telefonlarımızı birbirimize verelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyi olur. Bende telefon yok ama seninkini alayım. Ailenle mi kalıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet, ya sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tek başımayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ooo... bu kötü haber, evin şimdi buz gibidir, iyice hastalanırsın. Bize gelsene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sanırım ailen uygun karşılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merak etme ben bir şeyler söylerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne gibi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne bileyim. . . "Beni bir arabanın altında kalmaktan kurtarırken çamura düştü. . "derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vay be ben neymişim! .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durağa doğru yürümeye başladık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ailen kalabalık mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annem, babam, büyükbabam, bir erkek kardeşim ve bir kız kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulağına eğildim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Erkek kardeşin iri yarı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yoook canııım, �iki metre doksan santim filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir doğruldum, olduğumdan uzun görünmek için ayakuçlarımda yükseldim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hani nerdeyse benim kadar varmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-3537902167721178771?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/dik-yuru.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-6152971487428034345</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:57:13.535-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Allahaısmarladık</title><description>KIRLANGICIN AŞKI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kırlangıç düşünüyorum usumdan güne:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilim varmıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakıştıramıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalıp gidiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi yüzümü görüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılları birer birer geriye sarıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler hız yarışında�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Öykümüz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata dair...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al sende saklı kalsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet hikayemn birinci bölümü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüylerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uğraşıyormuş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşgulmüş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyacanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuşmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam birden parlamış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Yok daha neler? Sen de nerden çıktın şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekçeside pek sersemceymiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam kararlı, adam ısrarlı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Yok, yok ben seni içeri alamam"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaba bir şekilde lafı kısa kesmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"İşim gücüm var, git başımdan."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;penceresine gelmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın`&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlığını paylaşırım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Ben yalnızlığımdan memnunum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuştan onu rahat bırakmasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istemiş.Düpedüz kovmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğmiş,çekip gitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne kadar aptallık ettim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye onun teklifini kabul etmedim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rahatlatmayı ihmal etmemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunki hiç görünmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıç yokmuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olanları anlatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ ALTI AYDIR....."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇIKAR; DEĞERLENDİREMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba bizler bugüne kadar penceremizden kaç kırlangıç kovaladık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta istemeyi çok söylediğim düşüncelerim oldu...Hepsinin başında ben varım,sonu yok. Dinlemeyi duymayı çok istediğim şarkılar vardı...Yaslandığım ağaçlar gibi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümeyi istediğim yollar vardı... Şimdi yolda nasıl gidilir hatırlamıyorum bile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya gördüklerim onlara ne demeli...Neden diye sormuyorum bile artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü cevapsız sorularımda vardı benim.. Sonsuz yazılarım da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyamadığım noktalar, karar veremediğim virgüller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahaısmarladık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-6152971487428034345?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/allahasmarladk.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-5137531226547339242</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:56:37.677-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>dokunuyorum yüreğine</title><description>Değerini bilmeden tükettiğim zamanı biraz kaderden dem vurup, biraz efkardan feyz alıp bir ezgiye dolamış duruyorum sabahtan beri. Elime geçirdiğim ne varsa yarınıma sermaye etmenin kaygısıyla, satıp savmanın olmadı bir başka yol bulup yoksulluktan sıyrılmanın çaresindeyim&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;. Toplayıp şekline, cismine uygun ayırıyorum neyim varsa. Bakıyorum dağ gibi bir çaresizlik yanı başımda. Para eder yanı yok ki çaresizliğin. Ki hediyede edilmez. Dağ gibi çaresizliğimi yayıp odanın ortasına uzanıyorum üstüne. Çaresizliklerimin üstüne uzanmış uyumanın çaresini ararken bir düş kuşu gelip konuyor başıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islak ellerimle dokunuyorum yüreğine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrkiliyorsun;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir yoldan gelmişsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinde sağnak bir sitem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesini duyamıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek kolumla sarılıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanağına yaslıyorum yanağımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimi ıslatıyorum yanağında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokusuyla saçlarının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerim kalbimde uyanıyorum�.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaresizliğim bin kat şimdi. Çaresizliğim kanıyor artık. Çareler gözden kayboluyor. Sitemlerim kucağımda oturuyorum. Gözlerini görüyorum duvarımda, ellerinin izi kalmış sehpanın kenarında. Dokunmadan çevresinde gezdiriyorum parmaklarımı, yere damlattığın beyaz ojenin başında saatlerce oturuyorum. Saatlerce sana susuyor, saatlerce kanıyorum. Tutar yanı olmayan bu adama cesurca tutuluşunu çıkarıyorum saklımdan, ışıl ışıl gözlerim, doyasıya bakıyorum. Sevdana dokunuyorum bir elimle bir elimle kanayan yarama bastırıyorum. Dişlerimi sıkıyorum, gözlerimi kapatıp dizlerine yatıyorum. Seviyorum, kanıyorum, ağlıyorum dizlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum kanayan bir yarayla gidiyorsun, biliyorsun kalsan daha çok kanayacaksın. Susuyorsun konuşmanın çaresizliğinden, varacak bir yer bulmuşken gidiyorsun..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-5137531226547339242?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/dokunuyorum-yuregine.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-8938362984470621284</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:56:01.676-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>Delice seversin</title><description>Gün geldi ben sana yaklaşmaya çalıştıkça sen tozlu raflardaki günahlarını bana bırakıp gittin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gidişinde üstüme bütün karları yağdırdın. Biz seninle iki yakası kavuşamayacak bir dağ olduk sevgili. Sen gizlenmiş süslü bahçelerde dolaşırken ben dikenlerin içinde seni arıyordum. Günahlarınla acılarınla seni arıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğimin köşesine kazıdığım nakış nakış ruhuma işlediğim sevdanı aradım sevgili. Sense puslu gecenin o ayazında gitmeyi terci ettin beni yalnız bırakarak bu hayatın üstüne düşen acılarınla günahlarınla beni bıraktın. Şimdi yoksun sevgili sen gittin gidişine şiirler şarkılar yazdım yüreğime seni kazıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittin sen sevgili gidişinle hayatımın bir cehenneme dönüşeceğini düşünmedin mi. Vuslatsız gecelerimde titreyen bedenimi kim saracak şimdi. İlmik ilmik işlemiştim seni yüreğimin en kuytu köşesine. şimdi yoksun yokluğun bana verdiğin en büyük ceza sevgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittin sen sevgili ben seninleyken hayat daha güzeldi güneş daha güzel ısıtıyordu bedenimin titreyen yerini. Şimdi yoksun ve olmayacaksın da sevgili ağladığımı görürsen eğer sakın üzülme ay düşmüş bedenime yarım kalmış sevdayla düz yolarda yürüyüp durdum her geçtiğim yerde adını anmamak için bütün yaşadıklarımızın önüne bir perde çektim sevgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksun şimdi her biten sevdanın bir cezası vardı ben cezamı tozlu raflarda bana bıraktığın günahlarınla. Çekiyorum kalbimin en hasas yerinde verdiğin sancılarla yüreğimi sızlatan artıcı şoklarla çekiyorum sevgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittin gelirsin diye ben hala aynı yerde aynı sokakta seni bekliyorum gelmeyeceğini bile bile seni bekliyorum sevgili. Sen volta atarken mahallenin bir ucundan bir ucuna gülüşlerinle yanındaki çirkin insanlarla eğlenirken ben köşe başında üstümde ince bir elbiseyle dönmeni bekledim bu sisli ve yağmurlu havada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün senide unuturlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vefasız yolarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adına sevda dediğimiz yolarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutma ki güzelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün seninde gözyaşlarına bakmazlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarının altında ezer geçerler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkına bile varamasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün sende temiz bir aşka yelken açarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delice seversin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve terk edilirsin aniden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir oyana bir buyana savrulursun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı rotasını kaybetmiş bir gemi gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yelkenleri açılmayan bir gemi gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dibe batarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutma ki güzelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana yaptıkların kar kalmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bedeli vardır ödersin bunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bugün ya yarın yada sırat köprüsünde mahşer yolunda ödersin cezasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekler hep acı verme dimi bize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılar kabusumuz olmadı mı gecelerce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi soruyorum sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adına sevda dediğim bu cehennemde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neden seviyorum seni hala?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-8938362984470621284?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/delice-seversin.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-1824871292542543030</guid><pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-09-02T08:55:07.904-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>sevmediği bir adamla evlenmek</title><description>Taşranın çakıllı yollarında eşya yüklü kamyon inişli çıkışlı yolda yavaş yavaş köyden şehre doğru ilerliyordu , içten içe ah çekiyordu köylü Ahmet dayı dert yanıyordu karısı Fadimeye babam öz babam nasıl yapar bize bunu hiç olmazsa bir kaç dölüm bağ bahçe &lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;verseydi bari çok zoruma gitti be fadime babam daha ölmeden mirasını onca malı mülkü hepsini kardeşim mehmete bırakması üzülme bey dedi karısı fadime sen nerde olsa ekmeğini taştan çıkarırısın üzülme Allah büyük gün olur devran döner bir gün gelirde onlar bize muhtaç olur biz ne yoksulluklar gördük bey bununda üstesinden geleriz elbet Ahmet dayı çok duygulanmıştı eyiki dedi seni almışım kız fadime iyiki sen benim eşimsin sen çok yaşa emi dedi aslında ahmet dayının gücüne giden babasının malına birken gece gündüz çalışarak üç katmasıydı ama babası tüm malını mülkünü küçük oğlu mehmete bırakmıştı,Ahmet dayı karısı fadime ve küçük oğlu murat ile şehre gitmekten başka çare kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşya yüklü kamyon şehire girdi fadime hayatında ilk defa büyük şehire gelmişti bey bey dedi bunlar ne böyle diyerek apartmanları gösteriyordu kocası ahmet dayıya onlar apartman oluyor fadime her katında insanlar oturuyor bir tanesinin içinde belki bizim köy kadar hane sayısı var karısı fadime şaşkın şaşkın bakıyordu Allahtan Ahmet dayının yeğeni hüseyin şehirde ona iş ayarlamıştı büyük bir apartmanda kapıcılık işi kirası olmıyacak elektriği olmıyacak yakacak derdi olmıyacaktı kapyon büğük bir apartmanın önünde durdu ahmet dayının yeğeni hüseyin dayı dayı hadi geldik bak burası dedi eşyayı apartmanın kapıcı dairesine indirdiler bir kaç saat sonra eşyaları yerleştirdiler daha sonra hüseyin ahmet dayısına yapacağı işleri tek tek anlatıı merak etme dayı bu apartmanda kısa sürede yolunu bulursun aç kalamasın buraya giren kapıcıların hepsi kendi işinin patronu oldu kapıcı dayanmıyor buraya valla dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet dayı yeğeni hüseyinin dediği gibi bir kaç yılda ev araba almayı geçtim bankada yüklü miktarda parası dahi olmuştu oğlu murat daha on yaşında idi onun büğümesini bekliyorsu kendine göre kafasında planları vardı küçükte olsa bir iş yeri açacaktı ama biraz daha zaman geçsin diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler ayları aylar yılları koyaladı bu gün yarın derken hala kapıcılığı bırakmamıştı ahmet dayı yeğeni nerde görse takılıyordu valla dayı sen buradan emekli olacan ahmet dayı ne yapayım hüseyin bu yaştan sonra diyordu her seferinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet dayının oğlu murat kocaman delikanlı olmuştu çokta yaşıklıydı aprtman sakinlerinin kızları murat için bir birine giriyordu paylaşamıyorlardı muratı ama murat hiç birine yüz vermiyordu şımarık zengin kızları ne olacak diyordu kendi kendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat dokuma fabrikasında kısa zamanda usta olmuştu o gün iş yerindeki arkadaşlarınla kıra pikniğe gittiler iş yerinden arkadaşı Ali mahalesindeki bir kızdan bahsediyordu murata işte şöyle güzel kız böyle güzel kız ama bırak erkek arkadaşını erkeklerle konuşmaz dindar kapalı hanım hanımcık bir kız deyince murat yakışıklılığına olan güveni ile ben o kızla arkadaş olurum dedi Ali güldürme beni murat hayatta o kızla arkadaş olmayı geçtim konuşamassın bile murat hırs yaptı ali madem komşun bu kız ver bakayım evinin telefonunu ali kapı komşusu Meltemin telefonunu verirken bile murata telefon numarasını boşuna alıyorsun diye söyleniyordu murat meltem hakkında herşeyi öğrendi o gün Aliden .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü murat evde kimsenin olmadığı saatlerde meltemi aradı o gün telefona meltemin çıkıp çıkmadığını dahi bilmiyordu hiç görmemişti meltemi sadece arkadaşı alinin anlattıkları kadar tanıyordu alo meltem nasılsın meltem siz kimsiniz dedi murat ben dedi yıllardır seni çok beğeniyorum seninle arkadaş olmak istiyorum ben seni çok iyi tanıyorum ama sen beni tanımassın meltem ömrü boyunca bu kadar uzun bir erkekle konuşmamıştı etkilenmişti muratın sesinden o gün belki iki saat görüştüler telefon ile ve daha sonraki günlerde sık sık görüşüyorları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meltem bir tekstil fabrikasında işçiydi fabikadan işten çıkar çıkmaz muratın aramasını bekliyordu telefonun başında aşık olmuştu çoktan murata merak ediyordu muratın kendisini yüzü yüze tanımıyordu aslında muratta tanımıyordu bir hırs uğruna aşık olacağı aklına bile gelmemişti muratın ogün meltemin ısrarlarıyla fabika çıkışında göüşecektiler ama nasıl meltem nasılsa sen beni tanıyorsun tamam dedi murat ama tanımıyordu meltemi ömrünce bir kez bile görmemişti düşünürken nasıl olacak diye tabiya buldum ali dedi meltemin kapı komşusu arkadaşı ali ondan yardım alacaktı muratın arabsıyla fabrikanın önüne geldiler işçiler fabrika kapısından teker teker çıkıyordu o ara ali işte bu gelen meltem murat arabadan indi meltemin arkasından meltem dedi o an heyecandan meltem nerdese bayılacaktı geriye döndüğünde murat senmisin evet meltem benim sanki yılardır sevgiliymişlerde uzun süre hasret çekmişler gibi bir birlerine bakıştılar el ele tutuşup pastaneye gittiler zaman sanki su gibi akıp gitmişti .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat ile meltem hemen hemen her gün buluşuyorlardı meltem muratın her huyunu sevdiği yemekleri dahi öğrenmişti her buluşmada murata sevdiği yemeği yapar bir kapa koyar getirirdi muratın bu çok hoşuna giderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meltemin güzeliği çalıştığı fabrikada usta başı muratın ilgisini çekiyordu gözü vardı meltemde ama meltem başka muratı seviyordu delicesine aynı iş yerindeki murattan nefret ediyordu usta başı murat gece vardiyasında kendine göre bir planlar yapıyordu sahip olamalıydı melteme ne yapıp edip meltem onun olmalıydı ara sıra iş mana edip meltemi arıyordu meltemin babası usta başı muratı sesinden bile hiç sevmiyordu sesinden nasıl biri olduğunu anlıyordu bir keresinde ağzına ne geldiyse küfür etmişti ona o gün tesadüf bir saat sonra meltemin sevdiği murat aramıştı yine babası açmıştı telefonu kimi aradınız dedi meltemin babası meltemi kimsin sen murat meltemle olan arkadaşlığının ciddiyetinden cesaret alarak ben murat derdemez meltemin babası yine küfürleri saymaya başlamıştı murat hiç sesini çıkarmadımı bakın dedi amca siz bana beni tanımadan etmeden ağzına gelen küfürü ettiniz fakat kötü söz sahibinin olsun ben dedi kızınızla iki yıdır arkadaşım adım murat deyince meltemin babası mahçup bir sesle özür dilerim evladım ben dedi seni meltemin çalıştığı fabrikada usta başı varmış adı murat onunla karıştırdım ikide bir rahatsız ediyor şerefsiz .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muratın askere gitme zamanı gelmişti ertesi gün teslim olacaktı birliğine o gün son defa askere gitmeden buluştular meltem ile akşama kadar gezdiler dolaştılar murat dedi meltem seni çok özliyeceğim aşkım ya ben dedi murat ya ben seni düşünmediğim bir gün olurmu bak yanımdasınya seni özlemeye başladım bile aşkım o anda ikisininde gözleri dolmuştu dokunsalar ağlıyacaklardı ikiside hasretin özlemi şimdiden sarmıştı seven yüreklerine muartım dedi meltem ömrümce bu yürek ilk defa seni sevdi ve ömür boyu seninim ben aşkım akşam çok çabuk olmuştu zaman kuş gibi uçmuştu .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün murat sevdiklerinle vedalaşıp askere gitti günler aylar gemiyordu sanki nasıl geçecek derken on sekiz ay gözünde büğüttüğü aylar geçmiş tezkeresine bir ay kalmıştı heycanlanıyordu murat ama meltemin yazdığı mektuplar azda olsa teselli oluyordu seven yüreğine derken bir ay sonra alıp tezkeresini döndü memleketine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlik dönüşü telefon etti melteme karşıla beni aşkım dönüyorum işte bitti ayrılık bitti hasret diye konuştu telefonda otobüsten iner inmez şehirler arası terminalde meltem bekliyordu muratı çok özlemişlerdi bir birini seven iki sevdalı öyle bir sarıldılarki hasretle görenlerin içini burkuyordu ele ele akşama kadar dolaştılar o gün murat akşam olunca aşkım dedi benimle evlenirmisin meltem evet aşkım yüz kere binkere evet dedi öyleyse en kısa zamanda isteteceğim seni .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meltem ogün gece vardiyasında çalışacaktı akşam olmuş işe gitmişti çalışırken başına gelecekleri bilemiyordu usta başı murat zaman kolluyordu yanına eter almıştı bayıltıp sahip olacaktı melteme yemek saatinde melteme sen dedi daha sonra çıkacaksın yemeğe yarım saat sonra neden diyecektiki meltem burada usta başı benim ben ne dersem o olur sana nedenini söylemek zorunda değilim peki dedi meltem herkesin yemekte olduğu zamanlar meltemi eter ile uyutmuştu usta başı murat ve ona o gece sahip olmuştu Melteme zorla güzellik olmazdı adam gibi adamın kitabında lugatında yoktu böyle şey ancak aciz insanlar bu yolu denerdi meltem kendine geldiğinde olanları yavaş yavaş anladığı anda dünyası yıkılımış hıçkıra hıçkıra ağlıyordu sus dedi usta başı murat uzatma evlenceğim senle seni çok seviyorum bunu sana yapmam gerekti hayvansın sen dedi meltem hayvan mecburdu ustabaşı muratla evlenmeye dünyası yıkılmıştı meltemin nasıl bakardı asıl sevdiği aşık olduğu murata .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün meltemin sevdiği murat telefon ediyordu evlerine telefona çıkan meltemin kardeşi yusuftu murat abi ablam seninle görüşmek istemiyor bundan sonra arama burayı muratın dünyası başına yıkılmıştı sanki neler oluyordu yusuf murat abi ablamın bir hafta sonra düğünü var deyince murat sanki kurşun yemişcesine yaralanmıştı olamaz dedi nasıl olurdu demekki sevmemiş beni diye düşünüyordu oysa bilmiyoduki murat o eski tertemiz meltem yoktu artık nasıl bakardı yüzündeki bu leke ile kaç kere ölümü seçmişti ama onu bile becerememişti .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meltem bir hafta sonra namusunu kutarmak için evlenmişti düğün günü bu benim cenaze günüm diyordu mahaledeki arkadaşlarına hiç sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kalmıştı işte .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ay sonra muratta başka birinle evlenmişti ama unutamıyordu meltemi içinde aşk ateşi küllenmiyen ateş gibi hala yanıyordu bir gün çıktığı kavede aynı iş yerinde çalıştığı ali kavede oturuyordu selam vererek alinin oturduğu masaya oturdu vay be murat nerdesin oğlum kaç gündür ne olsun düğün izinindeydim ne var ne yok ne olsun ali işte bildiğin gibi hani dedi ali sen meltemi seviyordun onunsuz olamazdın boş ver be ali derin mevzular bunlar boş ver deme boş ver deme murat aliye olanları anlatınca ali hayır dedi meltem hep seni sevdi belkide ömrünce seni sevecek öyle ise neden başkasınla evlendi hayır dedi ali evlenmek zorunda kalmış nasıl yani dedi murat kardeşim ayşe geçen gün her şeyi anlattı bana meltem boşandı kocasından bir ay sonra biliyormusun peki neden gece vardiyasında bayıltmış kızı zorla tecavüz edip sahip olmuş melteme kızcağızda hem ben muratımın aşkımın yüzüne bu lake ile nasıl bakarım diye hemde namusunu temizlemek için evlenmiş o şerefsiz ile bir ay boyuncada beraber olmamış o şerefsiz ile sonrada boşanmış murat duyduklarına inanmıyordu olamaz olamz diyordu böyle kadermi olur diyordu gözleri dolmuştu ağlıyordu kahvenin içinde sonra aliden musade isteyerek ayrıldı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü meltemlerin evini aradı telefona meltem çıktı nasılsın dedi murat melteme meltem aşkındı aşkım dedi lütfen beni dinlermisin ne olur buluştuğumuz parka gel tamam dedi meltem bir saat sonra ordayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meltem bir saat sonra parka gelmişti eskisi gibi sarıldılar bir birlerine sonra muratın arabasıyla şehirden uzak kırlara gittiler meltem uzun uzun başından geçenleri anlattı murata muratın gözleri dolmuştu ağlama aşkım ne olur dedi meltem bedenim ruhum senindir benim tek sevdiğim sen olacaksın aşk ile sarıldılar bir birlerine murat ben aşkın kalleş yüzüne ağlıyorum gülüm dedi ve o gün birbirlerinin oldular meltem murata zaten senindim benden senin olan şeyi aldın aşkım dedi hayır dedi murat beraber olacağız olmaz dedi meltem olmaz yuvanı yıkamam aşkım yuvanı yıkamam o günden sonra bir daha bir birleriyle görüşmediler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-1824871292542543030?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/09/sevmedigi-bir-adamla-evlenmek.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-5480710391934241488.post-1076405674165281175</guid><pubDate>Tue, 24 Aug 2010 08:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-08-24T01:10:13.520-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Aşk Hikayeleri</category><title>fakirdi ama gönlü çok zengindi</title><description>DAVA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeklerin açması ağaçların yavaş yavaş yeşermesi baharın gelemsini müjdeliyordu sanki ,köy halkı çifçilikle geçimini sağladığı için tarlaya bağa gidiyordu sıcaklarda kendini hissetirmeye başlamıştı dereli köyünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baharın gelemsini en çok osman dayı seviniyordu çünki kış hayli uzun geçmiş hayavanlrının yemi kalmamıştı baharın gelmesi ile koyunlarını merada kırda otlatabilecekti hayavanlar kışın uzun geçmesi ile bir deri bir kemik kalmış çok zayıflamışlardı yiyecek sıkıntısından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman dayı fakirdi ama gönlü çok zengindi çok iyi bir adamdı köy halkı şaşakcı olduğu için çok severdi osman dayıyı oğlu Tayfunda aynı babasına çekmişti huyu suyu aynı küçükle küçük büyükle büyük olurdu tayfun osman dayının tek erkek evladı idi tafundan sonra üç tanede kızı vardı osman dayı tafunu okutmak için çok sıkıntılar çekiyordu ama hiç sitem etmiyor yılmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dereli köyünde osman dayıyı sevmiyen bir tek Ali ağa vardı daha düne kadar araları iyidi osman dayı ile ama sonra bir hiç yüzünden araları açılmıştı osman dayı haklıydı haklı olmasına ama gelde bunu ali ağaya anlat ali ağa inatçı adamın tekiydi dediğim dedik çaldığım düdüdk diyordu başka bir şey demiyordu Ali ağanın bir kızı birde oğlu vardı kızı Ayşen melek gibi bir kızdı ama oğlu talat aynı babası gibi inatçı bir gençti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman dayı ile ali ağanın arasını açan incir fidanlarıydı Ali ağanın tarlasındaki incir fidanlarını osman dayının koyunları yapraklarını yediği için bu dargınlık başlamıştı osman dayı ali ağaya zararımın neyse karşılayayım dediysede Ali ağa işi yokuşa sürüyordu olmaz diyor başka birşey demiyordu ozamanda osman dayı böyle dargın durma benle dedikçe inatçı olduğundan Ali ağa konuşmıyordu osman dayı ile .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler aylar derken osman dayının oğlu tayfun hafta tatili için köye gelmiş gelir gelmez tarlaya biber toplamaya gitmişti biber toplarken bildiği güzel bir şarkıyı yanık yanık söylemeye başladı kimse olmadığı zaman çok güzel şarkı söylerdi ama başkalarının yanında asla şarkı söyliyemezdi utanırdı şarkısını bitirdikten sonra birisi onu alkışlıyordu başını çevirdiğinde Ayşeni gördü ayşen ile tayfun cocoukluk arkadaşı idi çok severdiler bir birlerini ama uzun zamandır görüşememişlerdi ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşen Tayfura ne güzel sesin varmış senin dedi Tayfun mahçup bir tavırla sağ ol beğendiğin için dedi uzun süre sohbet ettiler bir ara sohbet kesildi bakışmalar başlamıştı Tayfun ayşen dedi görüşmeyeli çok güzelleşmişsin çok güzelsin deyince ayşen de sende dedi çok yakışıklı olmuşsun şehir seni çok değiştirmiş baksana bizim gibi konuşmayon hep gene şeher diyorum ediyorum diye konuşuyon hep gene okumuş adamsın be ve buna benzer konuşmalardan sonra tayfun konuşmam değişsede ben özümde dereli köyünden tafunum yine ayşen tayfunun bu sözleri çok hoşuna gitmişti ayşenin. daha sonra çok iyi arkadaş olmuşlardı hatta ayşen sırılsıklam aşık olmuştu tayfuna aslına bakarsanız tayfunda ayşeni sevmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayfun o yıl hukuk fakülteini bitirip Avukat olmuştu kasabada kendine büro açıp mesleğe il adımını atmıştı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç gün sonra dereli köyüne babasını ziyarete gitmişti eskiden biber topladığı tarlaya doğru gezintiye çıktı o arada karşı tarlada aysunu gördü aysun tarlada çalışıyordu tayfunu görünce koşa koşa yanına geldi hoş geldin aşkım deyince tayfunda hoş bulduk aşkım deyiverdi sarıldılar bir birlerine dahada ileriye gidip öpüştüler fakat tayfun ayşeni denemek için üzüntülüymüş gibi göründü bu halin ne tayfun çok durgunsun ayşen tayfunun mezun olduğunu kasabada ofis açtığını bilmiyordu şey dedi ayşen ben dedi mezun olamadım böyle giderse hiç olamıyacağım galiba ayen amaan aşkım üzülme diyerek güldü neden gülüyorsun ayşen içimde hep sıkıntı var tayfun avukat olursa benden vaz geçer bence dedi iyi olmuş tayfun çok rahatlamıştı evet ayşen onu avukat tafun için değil tayfun olduğu için seviyordu öyle bir sarıldıki ayşende şaşırdı ne yapıyorsun gören olacak şimdi olsun seni çok seviyorum ayşen çok dedi tayfun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşen ile tayfunun sarmaş dolaş halde ayşenin abisinin arkadaşı ahmet görmüştü koşa koşa kaveye geldi ayşenin abisi talatı kaveden çağırdı kardeşi ayşen ile tayfunu sarmaş dolaş halinde gördüğünü söyledi talat tarktöre atlayıp tarlanın yakını bir yere traktörü bıraktı gizli gizli tarlaya geldi tafun ile ayşeni bir arada görünce çılgına döndü ayşene tam el kaldırmıştıki tayfun hop dedi erkeklik kitabında güçsüze el kalmaz arkadaş sen dedi karışma tayfuna sıra sanada gelcek ayşen koşarak eve gitti tayfun a iki yumruk vurdu talat tayfun elini bile kaldırmıyordu abisidir diye saygısından ama talat küfür edince öyle bir dövdüki talatı ağzı bunu kan revan içinde yüzü gözü mosmor olmuştu sen hak ettin bunu talat küfür etmiyecektin sonra tarladan ayrılıp eve geldi talat babası sorsada dayak yediğini söyliyemedi traktörden düştüm dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talatı ne kendi köyünde seven neden civar köyde seven kimse yoktu sadece üç beş çıkarcı arkadaşı vardı onlarıda istediği gibi yönlendiriyordu talat hatta komşu köyden tartıştığı kasımı arkadaşlarına çok kötü dövdürmüştü ama kalleşce pusu kurmuştular kasıma yoksa kasımı üç beş kişinin dövemsi cesaret isterdi fakat talattan öcünü almaya kararlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç zaman sonra talat kasımların köye düğüne gitmişti talat ağa cocuğu olduğu için böbürlene böbürlene masada içki içerlerken kasımı nasıl dövdüğünü anlatıyordu dah sözlerini tamamlıyamadan kasım talatların masasına geldi ne anlatıyorsun lan şerefsiz pislik kalleşsin sen köpeklerine pusu kurup saldın üstüme seninle teke teke görüşeceğiz deyince talat yediğin sopa seni akıllandırmamış gibi laflar ederken kasımı arkadaşı ali olay yerinden uzaklaştırdı derken düğün bitmiş talat yanlız başına traktör ile köyüne dönerken yolun kapalı olduğunu gördü yola koca bir çam ağacı devrilmişti traktöründen indiği an karşısında kasımı gördü hadi lan şerefsiz şimdide at kes dedi talat korkudan alttan almaya başladıysada kasım ne pahasına olursa olsun dövecekti talatı ilk yumruğu vurunca kasım talat belinden bıçak çıkardı kasım dahada öfkelendi silahını çekti aslında talatı korkutmaktı tek amacı fakat talat vur hadi vur ben ağa cocuğuyum sende çesaret varmı ateş etmeye gibi sözler edince olanlar olmuş kasım vurmuştu talatı olya yerinde can vermişti talat ölmüştü kasım olay yerinden kaçtı derken olaylar başka türlü gelişti çünki aynı düğünde tayfunda vardı nerden bilecekti böyle olacağını bir anda nasıl olduysa bir iftiraya kurban gitmişti çünki dah bir kaç gün önce tayfun ile dövüştükleri için talatın katili diye cezaevine atılmıştı günler aylar sonra tayfun delil yetersizliğinden cezaevinden çıkmıştı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşen Tayfunun ceza evinden çıkmasını sabırla bekliyordu bir zamanlar aşık olduğu tayfun kanlsıydı içindeki sevgi kin ve nefrete dönmüştü yemin etmişti tayfunu vuracaktı alacaktı abisinin öcünü işi gücü tayfunu takip ediyordu en sonunda köy meydanında karşılaştılar ayeşenim ben dinle ben öldürmedim abini başkalarının sözüne inanmazsın sen dimi gülüm diye sözlerini bitirmeden Ayşen ilk kurşunu sıkmıştı Tayfun yere yıkılmıştı Ayşen intikamını almanın gurunu yaşıyordu fakat gözlerindeki yaşlar süzülüyordu Tayfun yaralı bir şekilde acı içinde idi olsun be gülüm dedi senin canın sağ olsun ayşenim senin elinden ölmekte varmış sözleri ayşenin yüreğine nakış nakış işlemişti hadi dedi sen mutlu olacaksan bir daha sık son kurşunu deyince ayşen koşarak evlerine gitti. Tayfun ağır yaralı olarak hastaneye yetişmişti son anda kurtulmuştu ama yüreği çok acıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada komşu köyden asıl katil kasım olanları duymuş delikenlığına yakıştıramıyordu kaçmayı tayfunun çok iyliğini gördüğünden vicdanen rahatsızdı gidip jandarmaya teslim olayım diye düşünüyordu tafun biraz daha kalacaktı hastanede bu arda kasım vicdan azabına daha fazla dayanamadı jandarmaya teslim oldu bu haber çok çabuk ulaşmıştı dereli köyüne hatta tayfunu vurduğu için cezaevinde ayşende ulaşmıştı ayşen yaptığına çok pişman olmuş üzüntüsünden hasta oolacaktı nerde ise nasıl bakarım onun yüzüne diyordu .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç hafta sonra tayfun iyileşip hastaneden çıkmış melseğine başlamıştı bile ali ağa ile osman dayı tarla yolunda karşılaştılar osman dayı selam verdi ali ağaya ali ağa selamı almıştı almasında osman dayı şaşırmıştı ali ağa osman dayıya hani osman sen incirlerin ceazsı neyse ödüyeceğim demişti yıllar önce işte sana fırsat kızım ayşenin mahkemesi var oğlun tayfun avukatı olursa cezan ödenir osman dayı meraklanma sen heç benim oğlan savunmıyacakta kızını kim savunacak deyince ali ağa çok rahtlamıştı barışıp kucaklaştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayeşenin mahkeme günü gelimiş o gün dava başlamıştı Ayşen cezaevi aracınla mahkemeye gelmişti fakat tayfunun onu savunacağını bilmiyordu çünki tafunu mezun olduğunu dahi bilmiyordu mahkeme başlamıştı herkes duruşmada idi en son tayfun içeriye girdi hakim sanık avukatı tayfun gülen deyince ayşen çok utanmıştı sonra avukat tayfun öyle bir savunma yaptıki dava berat ile sonuçlanmış ayşen cezaevinden kurtulmuştu mahkemeden önce tayfun dışarıya çıkmış solonda yürüyor yürükende hala ayşeni düşünüyordu ayşende arkasında belli etmeden yürüyordu tayfuna yaklaştı tayfunun elini tutuverdi yüreği bambaşka olmuştu tayfunun elleri sanki ayşeni bekliyordu tutmak için ayşen çok üzgündü ne olur aşkım affet beni dedi tafun elinle sus bir tanem herşey oldu bitti dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman dayı mahkemeden çıkarken ali ağaya kızını veriyormusun yoksa kaçıralımmı diye espiri yaptı Ali ağda ule osman davayı yine sen kazandın be dedi ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5480710391934241488-1076405674165281175?l=www.hepsihikaye.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.hepsihikaye.com/2010/08/fakirdi-ama-gonlu-cok-zengindi.html</link><author>noreply@blogger.com (ex)</author></item></channel></rss>